Category Archives: Tüp Bebek

tüp bebek için sperm sayısı

Tüp Bebek İçin Sperm Sayısı Kaç Olmalı?

tüp bebek için sperm sayısı

Dünya Sağlık Örgütünün 19 ülkede yapmış olduğu çalışmaya göre erkeklerde sperm parametrelerinin referans değerleri belirlenmiştir. Buna göre sağlıklı bir erkek de olması gereken parametrelerden belli başlıları aşağıda mevcuttur.

Semen Hacmi (ml) en az 1.5 ml olmalı
Tüm semendeki toplam Sperm sayısı (milyon/ml)  En az 39 milyon olmalı
Sperm Konsantrasyonu yani mililitredeki sayı (milyon/ml) Mililitrede en az 15 milyon olmalı
Toplam Hareketlilik (%) En az %40 olmalı
Sperm Morfolojisi (normal formlar,%) En az %4
pH >7,1

Sperm sayısı mililitre de 15 milyondan az ise bu duruma oligospermi denir. Semen numunesinde hiç sperm yoksa, bu duruma azoospermi denir. Çocuk sahibi olmaya çalışırken sperm sayısı oldukça önemli bir faktördür. Düşük spermli veya spermi olmayan hastalarda, doğurganlık faktörleri ve tıbbi öykü, üreme uzmanları tarafından incelenmelidir. Çiftler 1 yıl içerisinde denemesine ve istemesine rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa, muhakkak vakit geçirmeden konusunda uzman Tüp Bebek merkezlerine gitmelidirler.  Çünkü özellikle kadınlar için 37 yaş kritik olduğundan ve bu yaşdan sonra yumurta rezervleri azalmaya başladığından, gebelik oranları da azalmaktadır. O yüzden vakit kaybetmemek gerekir.

Diğer taraftan tüm sperm parametreleri normal ama çocuk sahibi olunamıyorsa,sebebi bilinmeyen kısırlık durumu varsa mutlaka Sperm DNA Fragmantasyon testi yaptırılmalıdır.

Sperm sayısını düşüren bazı faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Varikosel
  • Fazla kilo
  • Testislerin aşırı ısıya maruz kalması
  • Sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler
  • Genetik Hastalıklar
  • Stres
  • Bazı ilaç türleri
  • Kanser tedavileri

Sperm analizi nasıl yapılır?

Erkekler her gün milyonlarca sperm üretir; Bununla birlikte bu spermlerin birçoğu sayı, şekil, hareketlilik ve fonksiyon açısından anormal olabilir. Sperm analizi hem ürolojik hem de kısırlık sorunlarını belirlemek için birincil bir tanı aracıdır. Sperm analiz raporuna sperm hacmi, sıvılaşma zamanı, sperm sayısı, canlılık, motilite, beyaz hücre sayısı, pH ve mevcut anormal formların değerlendirilmesi dahildir.

Test yapılacak günün 48 saat öncesinde hastanın ejakülasyon yaşamaması yani en az 2 gün cinsel perhiz yapması, herhangi bir ilaç kullanmaması, alkol veya kafeinli içecekler tüketmemesi istenir. Tahlil yapılacak gün erkeğe steril bir kap verilerek özel bir odada sperm örneğini vermesi istenir. Hasta arzu ederse örneği kendi evinde vererek de getirebilir. Bu durumda hastadan kabı koltuk altında tutarak vücut ısısında 1 saat içerisinde Tüp Bebek merkezine ulaştırması istenir.

Tüp bebek için sperm sayısının önemi nedir?

Tüp bebek, hem erkek hem de kadın infertilite problemleri için önemli bir alternatiftir. Diğer tedavi seçenekleri arasında gebelik oluşma oranı daha yüksektir. Ancak bu yöntemin de başarı oranı bazı etkenlere bağlıdır. Kadının yaşı, yumurta oluşumu, sperm sayısı ve kalitesi bu faktörler arasında ilk sıradadır.

Tüp bebek esnasında erkekten alınan spermler ile kadından alınan yumurta hücreleri laboratuvar şartlarında döllendirilir. Sağlıklı bir tüp bebek sürecinin en önemli adımı budur. Döllenme işleminden sonra 3-5 gün de embryolar oluşturularak anne adayına transferi yapılır.

Semen analizinde konsatrasyonu 15 milyon/ml  den daha az sperm hücresi bulunan bir erkeğin doğal yollarla çocuk sahibi olabilmesi zordur. Muhakkak Tüp Bebek tedavisine yönlendirilmeleri gerekir.

Sperm sayısının yanı sıra spermin hareketliliği ve şekli de döllenme için önemli bir koşuldur. Sperm sayısı normal olup, niteliksel özelliklerinde sorun olan erkeklerin de doğurganlık özelliği de aynı ölçüde azalmaktadır.

Semen de hiç spermi olmayan erkeklerde Testislere biopsi yapılarak sperm bulunur ve mikroenjeksiyonla çocuk elde edilir. Eğer testis biopsisinden de sonuç çıkmazsa alternatif tıp yada sperm hücrelerinin bir önceki oluşum aşaması olan ve round spermatit denilen hücrelerle mikro enjeksiyon önerilebilir. Fakat bu yöntem henüz çok yenidir ve bu yöntemle dünyaya gelen bebek sayısı çok azdır.

Tüp Bebekte Gebelik Testi

Tüp bebekte gebelik testi, tüp bebek tedavisi için son aşamadır. Bu test sayesinde, tüp bebek tedavisinin başarılı mı, başarısız mı sonuçlandığı tespit edilecektir.

Tüp bebekte gebelik testi testi ne zaman yapılır?

Tüp bebek tedavisinde gebelik testi, embriyo transferi yapıldıktan 12 sonra yapılmaktadır. Bu test, kanda yapılmalıdır. İdrar testleri çeşitli durumlarda yanıltıcı olabilmektedir. Bu süreçten önce yapılan testler yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Rahim içerisine uygulanan embriyoya ait hücrelerin B-HCG hormonu salgılaması ve bu hormonun anne kanına geçmesi için yaklaşık 10-12 gün süre geçmesi oldukça önemlidir.

B-HCG değeri kaç olmalıdır?

Beta-HCG, hamilelik hormonu olarak tanımlanabilir. Gebe kalındığında, bu hormonlar kanda ve idrarda tespit edilmektedir. Gebe olmayan kadınlarda, bu değerler sıfır ya da sıfıra çok yakın olur. Hamilelik mevcut olduğunda ise değer genellikle 10’un üzerinde hatta 50, 100 veya daha yüksek olmaktadır. Fakat bu yüksek değerler her zaman hamileliğin mevct olduğunu ortaya koymaz. Bu sebeple de mutlaka ultrasonla gebelik kesesinin görülmesi gerekmektedir.

İdrar testi mi, kanda gebelik testi mi?

Kanda yapılan gebelik testleri, idrar testlerine göre daha kesin sonuç vermektedir. Kanda gebelik testinde tespit edilen, BETA-HCG hormonu değeri hamilelik varlığı hakkında en net bilginin elde edilmesini sağlar. İdrar testleri de güvenilir testlerdir fakat kanda gebelik testi daha kesin sonuçlar vermektedir.

Gebelik testi yapıldıktan sonra kanama olması normal mi?

Şayet yapılan teste gebelik saptanmışsa yani HCG değeri yüksekse (pozitifse) kanama olması düşük riskini ortaya koyabilir. Ancak bu durum, kesin olarak düşük yaşandığını göstermez. Kanama olması durumunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. B-HCG değerleri bu durumda derhal takibe alınacaktır ve ultrasonografik gerekli araştırmalar yapılacaktır. Takip yapıldıktan sonra sağlıklı bir gebelik var mı, varsa düşükle mi sonuçlanıyor hepsi tespit edilecektir.

Ultrason gebelik testinden ne kadar sonra yapılır?

Tüp bebekte gebelik testi için, embriyo transferinden sonraki 2 hafta beklenmelidir. Gebelik teste tespit edildiğinde, ultrasonla görülemeyecek kadar küçük olmaktadır. Hamilelik testinin yapılmasından 10-14 gün sonra gebelik kesesi görülebilir. Gebelik kesesinin görülmesi, hamilelğin sağlıklı gidişatı için oldukça önemlidir. Şayet sorunlu bir gebelikse, dış gebelikse yine ultrason kontrolünde durum netleşecektir.

Hamilelik testi nasıl yaptırılmalı?

Gebelik testi, uzman tavsiyesi ve önerisi ile tüp bebek tedavi merkezinde uygulanabilir. Bunun dışında herhangi bir sağlık merkezinde de uygulanabilir. Yapılan kan testi, her sağlık merkezinde aynıdır. Ancak bu aşamada test sonuçları, kişi tarafından yorumlanmamalıdır. Bu aşamada mutlaka bir uzmanın görüşü alınmalıdır.

Tüp Bebek Tedavisinin Yan Etkileri

Tüp bebek tedavisi yani tıbbi literatürde In Vitro Fertilizasyon yardımcı bir üreme yöntemidir. Tüp bebek yani kısa adıyla IVF, yumurta toplama, bir sperm örneği alma ve daha sonra bir yumurta ve spermi bir laboratuar çanağında birleştirerek döllenme sürecidir. Oluşturulan embriyolar daha sonra anne adayının uterusa aktarılır.

Tüp bebek tedavisi hangi durumlarda kullanılır?

Tüp bebek tedavisi, aşağıdaki hastalarda infertiliteyi tedavi etmek için kullanılabilir:

  • Bloke veya hasar görmüş fallop tüpleri
  • Azalan sperm sayısı veya sperm hareketliliği dahil erkek faktör infertilitesi
  • Yumurtlama bozuklukları olan kadınlar, prematür over yetmezliği, uterin myomlar
  • Fallop tüpleri çıkarılan kadınlar
  • Genetik bir bozukluğu olan bireyler
  • Açıklanamayan infertilite

Ancak tüp bebek tedavisine başvururken bilinmesi gereken bazı noktalar mevcuttur. Her tıbbi tedavi, kendine özgü riskler içermektedir. Bu risklerin bilinmesi hasta açısından önemlidir.

Tedavi sırasında görülebilecek riskler ise:

  • Prosedürden sonra az miktarda kanama ya da lekelenme:
  • Hafif kramp
  • Hafif şişkinlik
  • Kabızlık
  • Göğüslerde hassasiyet

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın:

  • Ağır vajinal kanama
  • Pelvik ağrısı
  • Idrardaki kan
  • 38 ° C derece üzerinde bir ateş

Tedavi sırasında kullanılan doğurganlık ilaçlarının bazı yan etkileri şunları içerebilir:

  • Baş ağrısı
  • Ruh hali değişimleri
  • Karın ağrısı
  • Ateş basması
  • Karın şişkinliği
  • Nadir olarak görülse de: Yumurtalık hiper uyarılma sendromu (OHSS)

Tüp bebek tedavisinde görülen diğer riskler ise:

Çoğu tıbbi prosedürde olduğu gibi, potansiyel riskler de vardır. Tipik olarak OHSS’den gelen daha ciddi semptomlar şunları içerir:

  • Mide bulantısı veya kusma
  • Azalan idrar sıklığı
  • Nefes darlığı
  • zayıflık
  • Şiddetli karın ağrısı ve şişkinlik
  • Üç ila beş gün içinde 10 kiloluk kilo artışı

Yukarıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız, hemen doktorunuza danışın. Diğer riskler ise:

  • Yumurta alımı, kanama, enfeksiyon ve barsak veya mesane hasarı riskini taşır.
  • Bir çoğul gebelik şansı doğurganlık tedavisi kullanımıyla artırılmıştır. Gebelikte, doğum öncesi doğum riski ve düşük doğum kilosu riski de dahil olmak üzere, katlar ile ilgili ek riskler ve endişeler vardır.
  • Düşük oranı düşük riskli gebe benzemekle birlikte annelik yaşı ile birlikte artmaktadır.
  • Mayo Kliniği, IVF ile ektopik gebelik riskinin% 2-5 olduğunu bildiriyor. Dış gebelik, döllenmiş bir yumurta uterusun dışındaki herhangi bir yere implante edildiğinde yaşanmaz.
  • Yardımlı üreme teknolojisi (ART), bir çift tarafından önemli fiziksel, finansal ve duygusal bağlılık içerir. Özellikle in vitro fertilizasyon (IVF) başarısız olursa, psikolojik stres ve duygusal sorunlar yaygındır.

Tüp bebek tedavisinde başarı oranı nasıldır?

Tüp bebekkliniklerinde başarı oranı, üreme öyküsü, anne yaşı, infertilitenin nedeni ve yaşam tarzı faktörleri gibi bir dizi faktöre bağlıdır. Gebelik oranlarının canlı doğum oranları ile aynı olmadığını anlamak da önemlidir.

Tüp bebek tedavisinde başarı oranları ise:

  • 35 yaş altı kadınlar için% 41-43
  • 35-37 yaş arası kadınlar için% 33-36
  • 38-40 yaş arası kadınlar için% 23-27
  • 40 yaş üstü kadınlar için% 13-18

Kaç tane embriyo oluşturulmalı veya aktarılmalıdır?

Aktarılan embriyo sayısı tipik olarak toplanan yumurta sayısına ve anne yaşına bağlıdır. Kadınlar yaşlandıkça implantasyon oranı düştükçe implantasyon olasılığını artırmak için yaşa bağlı olarak daha fazla yumurta implante edilebilir. Bununla birlikte, aktarılan yumurta sayısının daha fazla olması, çoklu hamileliğin olma şansını artırır.

tüp bebekte kaç embriyo transfer edilir

Tüp Bebekte Kaç Embriyo Transfer Edilir?

tüp bebekte kaç embriyo transfer edilir

Tüp bebek tedavisinde, gebelik oluşturmak için anne adayından toplanan yumurtalar ile baba adayından alınan sperm hücreleri birleştirilir ve kalsik tüp bebek ya da mikroenjeksiyon yöntemi ile döllendirilir. Bu aşamada oluşan hücre, embriyo olarak adlandırılır. Embriyolar, anne adayının rahmine transfer edilir ve gebelik oluşması beklenir. Bu aşamada ne kadar fazla embriyo transfer edilirse, gebelik şansı o kadar artar. Gebelik şansının artması avantaj gibi gözükse de, transfer edilen embriyo sayısı arttıkça çoğul gebelik riski artar. Çoğul gebelik sayısı arttıkça da gebeliğe dair riskler ve bebeklerin hayatlarını kaybetme, anne sağlığının bozulması gibi ciddi riskler artar.  Bu sebeple de çoğul gebelik riskinin önlenmesi oldukça önemlidir. Bu durumu engellemek adına; tüp bebek tedavisi ile ilgili bir yönetmelik çıkarılmıştır. 6 Mart 2010 tarihinde çıkarılan bu yönetmelik ise; ‘’Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımı Tedavi Merkezleri’’ kapsamında yayınlanmıştır.

Bu yönetmelik; tüp bebek tedavisi yöntemlerinde uyulması gereken kurallara yöneliktir. Tüp bebek merkezlerin sorumlulukları ve genel olarak anne ve bebeği korumak amacı ile düzenlenmiştir. Yapılmış olan en önemli hususlardan biri; tüp bebek tedavisinde transfer edilecek olan embriyo sayısı hakkında getirilen kısıtlamalardır. Bu kısıtlama, tamamen anne ve bebeklerin sağlığını korumak amacıyladır. Çoğul gebelikler, bu kısıtlamalarla büyük ölçüde engellenmiştir. Bu sayede erken doğum, bebek ölümleri gibi riskler ortadan kalkmıştır.

Tüp bebekte en fazla kaç embriyo transfer edilebilir?

Mevcut yönetmelikte transfer edilecek embriyo sayısı hakkında verilen kararlar:

– 35 yaşın altında olan anne adaylarının birinci ve ikinci tüp bebek tedavisi denemelerinde yalnızca 1 tane embriyo transfer edilebilir. Üçüncü ve sonraki tüp bebek denelerinde “en fazla” iki embriyo transfer edilmesine izin verilmiştir. Birden fazla embriyo transfer edilmemesi bu aşamada en büyük kuraldır.

– 35 yaşında veya daha büyük yaşta olan anne adayları için ise tüm tüp bebek tedavilerinde en fazla 2 tane embriyo aktarımı yapmak söz konusudur.

– 3 ya da daha fazla embriyo transferine herhangi bir şekilde izin verilmemektedir.

Embriyolar dondurulabilir mi?

Yönetmelikte tüp bebek tedavisinde aktarılabilecekten daha fazla sayıda embriyo elde edilirse bunların dondurularak muhafaza edilebileceğine dair bilgiler mevcuttur. Saklanma uygulamasına başvurulacaksa eşlerin her ikisinin de imzası gerekmektedir. Embriyo saklama süresi ise en fazla 5 sene ile sınırlanmıştır. 5 seneden daha uzun süre embriyoların saklanması ise; ancak sağlık bakanlığından izin alınabilirse söz konusu olmaktadır. Saklama süresi boyunca her yıl eşler saklanmanın devam etmesi için taleplerini mutlaka dilekçe ile bildirmek durumundadır.

ilaçsız tüp bebek tedavisi

İlaçsız Tüp Bebek Tedavisi

ilaçsız tüp bebek tedavisi

İlaçsız tüp bebek, yani tibbi literatürde in vitro maturasyon tedavisi günümüzde normal tüp bebek tedavisi kadar olmasa da yaygın olarak uygulanmaktadır. İlaç kullanılmadan uygulanan tüp bebek tedavisinin amacı normal tüp bebek tedavisinde anne adayına uygulanan ilaçlara karşı aşırı hassasiyet göstermesini engellemektir. Mikroenjeksiyon ya da klasik tüp bebek uygulamalarında kullanılan ilaçlar polikistik over sendromuna sahip olan hastalarda yumurtalıkların aşırı uyarılmasına yol açabilir. Bu durumda da OHSS adı verilen yumurtalıkların aşırı uyarılma sendromu ortaya çıkabilir. Bu sendromun gelişme riski yüksek kadınlarda, ilaçsız tüp bebek tedavisine başvurulur ve riskler ortadan kalkar.

İlaçsız tüp bebek tedavisi nasıl uygulanır?

İlaçsız tüp bebek tedavisinde yumurtalıklar ya çok az ya da hiç uyarılmaz. Doğal yumurtlama döngüsünde yumurtalar toplanır. Diğer aşamalar klasik tüp bebek tedavisi ile aynıdır.

İlaçsız tüp bebek tedavi uygulaması ne kadar sürer?

Klasik tüp bebek tedavisinde uygulanan yumurtalıkların uyarılması (15 gün) aşaması ilaçsız tüp bebekte mevcut olmadığı için tedavi daha kısa sürede tamamlanır. Yaklaşık olarak 10 gün süren bu işlem, yan etkilere yol açmaz.

İlaçsız tüp bebek pahalı mı?

Tüp bebek tedavisinde masrafların büyük bir kısmı, kullanılan ilaçlar, yumurtalıkları uyarıcı iğne tedavileri gibi ilaçlardan dolayıdır. Bu sebeple de ilaçsız tüp bebek tedavisinin maliyeti, klasik tüp bebek tedavisinden daha uygundur.

İlaç uygulanmadan nasıl yumurta elde edilir?

İlaçsız tüp bebek tedavisinde herhangi bir ilaç uygulanmadığı için kadının normal adet döngüsünde doğal olarak oluşmuş olan yumurta hücreleri toplanmaktadır. Bu aşamada elde edilen yumurta hücresi, uygun ültür koşullarında geliştirilir ve baba adayından alınan sperm ile döllenme işlemine tabii tutulur. Döllenme işlemi mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi ile uygulanmaktadır.

İlaçsız tüp bebek tedavisinde başarı oranları?

İlaçsız tüp bebek tedavisinde başarı oranları, klasik tüp bebek tedavisindeki kadar yüksek değildir. Ancak gebelik oranları halen kabul edilebilir düzeydedir ve riskli anne adayları için en uygun yöntem olarak karşımıza çıkar.

İlaçsız tüp bebek ülkemizde uygulanır mı?

Dünyada ve ülkemizde birçok merkezde ilaçsız tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. İlaçsız tüp bebek tedavisinin olumlu ve olumsuz bazı tarafları bulunmaktadır. Bunlar, tedaviye başlayacak her hasta tarafından mutlaka bilinmelidir. Bu yönler ise;

Olumlu yönleri: Tedavi, klasik tüp bebek tedavisine göre daha kolaydır ve herhangi bir yan etkisi yoktur. Komplikasyon söz konusu değildir. Tedavi süresi klasik tüp bebek tedavisine göre daha kısa olup; enjeksiyon sayısı daha azdır ve bu sebeple de ilaç maliyeti düşüktür.

Olumsuz yönleri: İstenilen kalitede ve sayıda yumurta elde edilemeyebilir. Bu sebeple de gebelik şansı klasik tüp bebek yöntemi kadar yüksek değildir.

tüp bebek kaç defa denenebilir

Tüp Bebek Kaç Defa Denenebilir?

tüp bebek kaç defa denenebilir

Tüp Bebek Kaç Defa Denenebilir?

Tüp bebek (IVF), kısırlık ile mücadele eden çiftlerin en güçlü tedavi seçeneklerinden biridir. Birçok çift ilk denemede dahi başarılı sonuçlara ulaşsa da, bazı çiftlerin birkaç kez daha deneme yapması gereklilik gösterebilir.

Tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi olmaya karar vermeden önce, çiftler kendilerini bu süreç için hazırlamalıdır. Herhangi bir sebepten ötürü başarısızlık yaşanabilmesinin muhtemel olduğu bilinmelidir.

Tüp bebek yöntemi nedir?

Prosedürün ilk bölümünde, kadının yumurtalıkları yumurtlama yapmadan önce her zamankinden daha fazla olgunlaştırmak için ilaçla uyarılır. Hazır olduktan sonra, yumurtalar toplanır ve erkeğin spermiyle birlikte uzmanlar tarafından yapay bir ortamda döllenir. Embriyolar rahime transfer edilmeden önce birkaç gün olgunlaşırlar. Elde edilen ekstra embriyolar, gelecekte kullanılmak üzere dondurulabilir. Embriyo transferinden sonraki yaklaşık 2 haftalık süre içerisinde hamileliğin oluşup oluşmadığı test edilir.

Tüp bebek kısırlığın tedavisinde güçlü bir araç olmasına rağmen; aynı zamanda duygusal, fiziksel ve mali açıdan çiftleri etkileyen yoğun bir süreçtir. Başarısız bir döngünün etkisi bu sebeplerden ötürü yıkıcı olabilir.

Tüp bebek kaç kez denenebilir?

Tüp bebek yöntemini deneyecek olan birçok kişi, başarılı olana kadar çalışmaya devam edecektir. Birinci veya ikinci denemede başarı şansı yüksek olsa da, olumlu sonuçla karşılaşılacağının bir garantisi yoktur. Bunun yanı sıra tüm denemelerde de başarısızlık yaşanabilir. Araştırmalar, çoğu çiftin hamilelik gerçekleşmeden önce yaklaşık 6 embriyo transferine ihtiyaç duyacağını belirtmektedir.

Tüp bebek deneme sayısı aslında sınırsız bir rakamdır. Bu rakamı belirleyen şey tedavi gören çiftin ve sağlık uzmanının kararıdır. Genel anlamda yapılacak olan ilk 3 deneme, size ondan sonraki denemeler konusunda fikir verebilir. Olumlu sonuca oluşan çiftlerin birçoğu ilk 3 deneme sonunda gerçekleşmiştir. 5 veya daha üzeri denemede gebeliğin oluşma ihtimali giderek yok olur.

İlk tüp bebek sonrası başarısız olan çiftlerin umutsuzluğa kapılması yanlıştır. Aslında yapılan ilk tüp bebek, kişi üzerinde yapılan bir deneme döngüsüdür. Hormonlar ve diğer sağlık durumları önceden test edilmiş olsa bile, vücudun ilaçlara nasıl tepki vereceği, yumurtaların nasıl gelişeceği veya döllenmenin nasıl gerçekleşeceği bilinemez. İlk denemeden sonra uygulamada birtakım değişiklikler uygulanabilir, ilaç miktarları ve türleri değiştirilebilir. Her deneme bir önceki denemeden farklı olarak gerçekleştiğinde başarı oranı artar.

Başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?

Bir çiftin doğurganlığını etkileyen çok sayıda faktör vardır. En önemli faktörlerden bazıları şunlardır:

Yaş:

37 yaşından sonra kadının doğurganlığı, yumurtaların sağlığındaki düşüş nedeniyle her sene azalmaktadır. Tüp bebek, genç kadınlarda daha başarılı sonuçlar verir. Bununla birlikte, 37 yaş üstü birçok kadın, tüp bebek yöntemini kullanarak başarılı bir şekilde hamile kalmıştır.

Doğurganlık probleminin tipi:

Bazı doğurganlık problemlerinin çözüme ulaşma şansı, diğerlerinden daha fazladır. Çiftin birden fazla kısırlık probleminin olması, tüp bebekte başarısızlık riskini artırır.

Ek yöntemlerin kullanılması:

Bazı durumlarda doğurganlık problemini çözebilmek ve işlemin başarı şansını artırmak için doğrudan yumurta içine sperm enjeksiyonu yapmak (mikroenjeksiyon) gibi ek prosedürler kullanılabilir.

Geçmişteki deneme sayısı:

Geçmişteki tüp bebek denemelerinin sonucu, gelecek denemelerinizin de sonucunun iyi bir göstergesi olabilir.

Tüp bebek hizmeti veren sağlık kuruşu:

Her sağlık kurumunun kendine ait bir başarı oranı mevcuttur. Bu süreç bebek sahibi olmak isteyen çiftin ve buna yardımcı olarak hekimin ortak olarak yürüttüğü değerli bir süreçtir. Sizi iyi anlayan ve ortalamanın üzerinde başarı oranı olan bir sağlık kuruluşu seçmek işlerin kolaylaşmasını sağlayacaktır.

tüp bebekte hcg değerleri

Tüp Bebekte HCG Değerleri

tüp bebekte hcg değerleri

HCG, (insan koryonik gonadotropin) gebelikten sonra insan embriyosu tarafından salınan bir hormondur. Gebeliği teşhis etmek için kullanılır ve 5 mIU / mL’nin üzerinde bir sonuç genellikle pozitif olarak kabul edilir. HCG düzeyi, 1500 mIU / mL’ye ulaşıncaya kadar uygun şekilde yükselmelidir. Çoğul gebeliklerde HCG düzeyleri tek gebeliklerden daha yüksektir. Biyokimyasal gebelik, düşük veya dış gebelik geçiren hastalarda, düzeyler uygun şekilde yükselmez. Dolayısıyla gebelik sürecinde takip edilmesi önemli bir faktördür.

HCG, önce kanda daha sonra idrarda tespit edilir. Çok hassas testler ile yumurtlamadan 7-8 gün sonra kanda saptanabilir.  Gebeliğin erken günlerinde HCG, her 3 günde bir iki katına çıkar. HCG düzeyleri gebeliğin yaklaşık 8 ile 10. haftasında tepe noktasına çıkar, daha sonra düşüş gösterir.

Tüp Bebek Sonrası HCG Değerleri

Tüp bebek yaptıran çiftlerin tek hedefi gebeliğin oluşmasıdır. Gebeliğin anlaşılmasının ilk basamağı da gebelik testleri, yani vücuttaki HCG miktarıdır. Embriyo transferinden sonra sonuçları bekleme aşaması bu nedenle endişeli geçer. Bir embriyo yerleşmeye başladığı zaman kan akışına gebelik hormonu (hCG) salmaya başlar. Tüp bebek işlemi sonlandıktan yaklaşık 14 gün sonra kan ile gebelik testi yaptırmalıdır. Bu süre içerisinde tüm hCG kadının kan dolaşımına bırakmış olur. HCG saptanırsa, pozitif bir gebelik testi olarak kabul edilir. Bununla birlikte, 2-3 günde bir kere test yeniden uygulanmalı ve artık miktarı izlenmelidir. Sağlıklı bir gebelikte, HCG düzeyleri her test için kabaca iki katına çıkmalıdır.

Tüp bebek işleminden 14 sonra hamile kalan kadınlardan alınan kan tahlillerine göre HCG miktarı canlı gebeliklerde 126 mIU / mL, yaşayabilir olmayan gebeliklerde ise 31 mIU / mL olarak saptanmıştır. İkiz gebeliklerde bu hCG düzeyi, tekil gebeliklere oranla neredeyse iki katına çıkar. Gebeliğin kesin sonucu yapılan tahlillerde birlikte ultrason muayenesi sonucunda ortaya çıkar.

Gebelik esnasındaki HCG düzeylerini şöyle örneklendirebiliriz:

  • 3 hafta LMP: 5 – 50 mIU / ml
  • 4 hafta LMP: 5 – 426 mIU / ml
  • 5 hafta LMP: 18 – 7,340 mIU / ml
  • 6 hafta LMP: 1.080 – 56.500 mIU / ml
  • 7 – 8 hafta LMP: 7, 650 – 229,000 mIU / ml
  • 9 – 12 hafta LMP: 25,700 – 288,000 mIU / ml
  • 13 – 16 hafta LMP: 13,300 – 254,000 mIU / ml
  • 17 – 24 hafta LMP: 4,060 – 165,400 mIU / ml
  • 25 – 40 hafta LMP: 3.640 – 117.000 mIU / ml

Bu rakamlar sadece örnektir. Her kadının HCG seviyesi farklı şekilde yükselebilir. Önemli olan seviye değil, seviyenin ne ölçüde değiştiğidir.

Düşük HCG Nedir?

Hormon seviyesinin düzenli bir şekilde artış gösterememe durumudur. HCG seviyesinin düşük çıkması dış gebelik, düşük veya gebelik tarihinin yanlış hesaplandığının göstergesi olabilir. Böyle bir durumda kan tahlili 2 günde bir tekrarlanmalıdır.

Yüksek HCG Nedir?

Hormon seviyesinin normalden daha hızlı bir şekilde artması durumudur. HCG seviyesinin yüksek çıkması mol gebelik ve çoğul gebeliğin işareti olabilir. 2 gün arayla test tekrarlanmalı ve çıkan sonuç takip edilmelidir.

tüp bebekte genetik tarama

Tüp Bebekte Genetik Tarama

tüp bebekte genetik tarama

Tüp bebek yönteminde kadının rahmine yerleştirilecek embriyolar laboratuvar koşullarında oluşturulur. Oluşturulan embriyonun yerleştirme öncesi yapılan genetik teşhis, kromozomal bazı özellikler için embriyoların test edilmesine ve ailelerden geçen genetik hastalıkların tespit edilmesine izin veren bir tekniktir ve PGD (Preimplantasyon Genetik Tanı) olarak bilinmektedir.

Geçmiş yıllarda genetik mutasyon taşıyıcısı olan çiftler, bebeklerinin gen durumunu öğrenmek için yalnızca gebeliğin yaklaşık 16-18. haftalıklarında amniyosentez ile 11-12. hafta içinde koryonik villus örneklemesine başvurabiliyordu.  Bu dönem içerisinde bebeğin genetik mutasyondan etkilenip etkilenmediği belirlenir ve geleceği hakkında karar verilir. Anne ve baba adayı bebeklerinin genlerinde bir sorun olması durumunda gebeliği sonlandırma hakkına sahiptir. Şimdi genetik hastalık taşıyıcıları olan çiftler, embriyoları rahim içine nakletmeden önce tarama testi yaptırabilmektedir.

Kromozom anormalliği neden görülür?

İnsanlar 23 çift, toplamda 46 kromozoma sahiptir. Daha fazla veya daha az kromozoma sahip olmak kusurlara neden olur. Örneğin; Down sendromlu kişiler fazladan 1 kromozoma sahiptirler.

Kromozom bozuklukları annenin yumurta hücresinden veya babanın sperminden dolayı oluşabilir. Aynı zamanda iki sağlıklı hücrenin birleşme esnasında da anormallik meydana gelebilir. İleri yaşlarda olmak, ailede gen bozukluğu durumu olması kromozom anormalliğini tetikleyen unsurlardır.

Çeşitli çalışmalar, tüp bebek için oluşturulan embriyolarının yaklaşık %50’sinin kromozomal olarak anormal olduğunu göstermiştir. Yaşlı kadınların yumurta kromozomlarında anormallik oranı önemli derecede artmaktadır.

Genetik tarama hangi hastalıkları teşhis edebilir?

Şu ana kadar tanımlanmış 1000’den fazla tek gen bozukluğu vardır. Bu bozuklukların birçoğu çok nadirdir. En sık görülenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Kistik fibroz
  • Beta talasemi
  • Ailesel spastik paraparezis
  • Tay-Sachs hastalığı
  • Glikojen depolama hastalığı
  • Spinal kas atrofisi (SMA)
  • Hemofili
  • Orak hücre hastalığı
  • Ehlers Danlos

Genetik tarama testi kimler için uygundur?

  • Daha önce gerçekleşen başarısız tüp bebek denemeleri olan çiftlere yapılmalı, başarısızlık nedeni öğrenilmelidir.
  • Birden fazla düşük yaşayan kadınlara uygulanabilir.
  • Anne yaşının 38’in üstünde olması durumunda risk arttığı için yapılabilir.
  • Polikistik over sendromu olan kadınların kromozomal bozukluğa yatkın olması riski artırır.
  • Over hiperstimülasyon sendromu öyküsü olan kişilere yapulmalıdır.
  • Anne – baba adayında veya dünyaya gelen daha önceki çocukta genetik bozukluklar olması durumunda tarama yapılmalıdır.
  • Erken yumurtalık yetmezliği veya erken menopoz yaşayan kadınlarda kromozom bozuklukları daha fazla görülür.

Genetik tarama testi nasıl yapılır?

Öncelikle normal bir tüp bebek aşamaları takip edilir. Yumurta hücrelerinin ve spermin birleştirilmesiyle birlikte embriyolar oluşur. İlk olarak birkaç hücre mikrocerrahi olarak yaklaşık 5 gün geliştirilen embriyolardan çıkarılır. Bu hücre toplandıktan sonra, embriyolar güvenle dondurulur. Daha sonra hücrelerin DNA’sı, her embriyo içinde sorunlu bir genin kalıtım olup olmadığını belirlemek için değerlendirilir. Bu süreç en az bir tam hafta sürer. Genetik tarama testi, genetik problemleri olmayan embriyoları tespit ettikten sonra, tüp bebek prosedürü ile embriyo rahim içine yerleştirilir. Embriyonun rahime yerleşmesi için bir süre bekledikten sonra gebelik testi uygulanır. Gen problemi görülen embriyolar yok edilirken, sağlıklı embriyolar daha sonra tekrar kullanmak üzere kullanılabilir. Tüm bu test aşaması haftalar sürebilir.

Genetik tarama testi ​​genetik bir bozukluğu olan bir çocuğun dünyaya gelme şansını azaltmaya yardımcı olsa da, bu riski tamamen ortadan kaldıramaz. Bazı durumlarda genetik bir faktörün hala mümkün olup olmadığını belirlemek için gebelik sırasında tarama testlerinin yapılmasına devam etmek gerekir.

rahim çizilmesi ve tüp bebek tedavisi

Rahim Çizilmesi ve Tüp Bebek Tedavisi

rahim çizilmesi ve tüp bebek tedavisi

Bir kaç başarısız tüp bebek tedavisinin sonra çiftler çoğunlukla bir diğer denemede gebelik şanslarının yükselmesini sağlayacak olan alternatif yöntemleri incelemektedir. Bu yöntemlerden bir tanesi ise rahim çizilmesidir.

Rahim çizilmesi nedir?

Sperm enjeksiyonu ve tüp bebek tedavisinde, embriyonun rahme daha kolay yerleşmeleri için yapılan bir işlem olan rahim çizilmesi, çoğunlukta yüksek kaliteli embriyo transferine rağmen birden fazla başarısız tüp bebek girişimi geçirmiş hastalarda uygulanması başarı oranlarını yükseltmektedir. Bu prosedür çeşitli durumlarda endometriyal biyopsi olarak ifade edilebilir ve uterus’un “endometrium” adı verilen dokusunun, ince bir ekipman ile serviks içerisinden geçerek biyopsi şeklinde alınması ile uygulanmaktadır. Herhangi bir anesteziye ihtiyaç duyulmayan bu uygulama, yer yer hastalarda ağrı eşiğinin geçilebilmesi nedeniyleağrı kesiciler eşliğinde uygulanmaktadır. Bir çalışmada, çizilme işlemi süresince görülen ağrıların 10 operasyonda 6 olduğunu ortaya koymaktadır. Endometriyal biyopsi, histeroskopi ile aynı anda da uygulanabilmektedir.

Rahim çizilmesinin en başarılı olduğu işlemler, tüp bebek veya donmuş embriyo transferinin (luteal faz) başlangıcından önce veya öncesindeki haftada uygulanmasıdır. Bu hafta ise yumurtlamadan sonrası ancak adetin bir kaç gün öncesidir. Doğum uzmanınız eğer adet döngüleriniz düzenli değilse size özel bir rehber hazırlayacaktır.

Rahim çizilmesi tüp bebek şansını yükseltir mi?

Günümüzde, rahim çizilmesinin tüp bebek tedavisinde hamilelik şansını yükseltebilir. Ancak bu işlem için bilimsel çalışmalar halen devam etmektedir.

 Rahim çizilmesi kimlere uygulanır?

  • Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara yanıtı iyi olmayan kadınlara,
  • Yumurta kapasitesi yeterli ancak embriyonun tutunamadığı hastalarda,
  • Rahminde belirgin bir sorunu olmayan kadınlara,
  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında,
  • Rahim inceliği olan kadınlara uygulanmaktadır.

Uygulanmış olan bilimsel çalışmalar, tüp bebek tedavisinin tutmama sebepleri arasında rahmin inceliğini ortaya çıkarmıştır. Embriyonun tutunacağı rahim duvarının sağlıklı ve yeterli olması, gebelik şansı için en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel araştırmalar, adet döneminde rahim içinin yapısının, başka dönemde olmadığı kadar yoğun, büyüme ve gelişmeyi sağlayan faktörlerle aktif olduğunu bizlere göstermektedir. Özellikle tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında, bu problemin nasıl aşılacağına dair araştırmalar yapılmaktadır.  Amerika’da yayınlanan RBM online dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma sonuçlarına göre; rahme uygulanan çizme işleminin tüp bebek tedavisinde gebelik şansını arttırdığını ortaya koymuştur.

Tüp bebek tedavisinden önce mevcut olan rahim içi problemlerinin tespit edilmesi ve tedavisi edilmesi, rahim içi duvarına giden kan akışını arttırmak ve rahim içi dokusunun embriyonun tutunmasını için hazırlamak, hamilelik şansını yükselten en önemli faktörler arasındadır. Rahim-içi dokusunun gebelik hamilelik için daha iyi şartlara ulaştırılması açısından en önemli işlem, rahmin çizilmesidir. Çoğunlukla tüp bebek tedavisinden bir ay önce uygulanmaktadır.

tüp bebek öncesi miyom ameliyatı gerekli mi

Tüp Bebek Öncesi Miyom Ameliyatı Gerekli mi?

tüp bebek öncesi miyom ameliyatı gerekli mi

Rahim içerisinde doğru büyümeye sebep olan miyomlar, hamileliğin oluşmasına ve oluşan gebeliğin sağlıklı ilerlemesine sebep olabileceği için mutlaka çıkarılmalıdır. Bu gibi yerleşime sahip olan miyomlar, adetlerde düzensizliklere sebep olabilir. Subseröz myomlar rahim dışına doğru büyüme göstermektedir. Çoğunlukla ciddi oranda büyümediklerinde ve bir sorun yaratmazlarsa cerrahi olarak alınmalarına ihtiyaç duyulmaz. Bu aşamada önemli olan rahim kas dokusu içinde yerleşen intramural myomlar olmaktadır. Bu tip miyomlarda rahim dokusu içinde hamileliğin yerleşeceği alan olan endometrium yani rahim iç tabakası baskı altında tutulur.

Gebelik döneminde miyomlar hangi sorunlara yol açar?

Miyomlar, rahim içine ve dış duvarında oluşabilmektedir. Bu alanda sayıları birden fazla olarak karşımıza çıkabilir. Miyomlar; büyüme ve çoğalma gösterebilmektedir. Bundan dolayı da çeşitli riskler oluşabilir. Hamilelik döneminde rahim iç duvarının tıkanmasına yol açtıkları için hamileliğin ilk 3 ayında gelişim evrelerini tamamlamaktadır. Bebeğin gelişimini ve büyümesini olumsuz etkileyen miyomların sayısı ne kadar çoksa risk faktörleri de o kadar fazladır.  Gebelik sürecinde rahim iç duvarının tıkanmasına sebep olabilen bu problemler hamileliğinilk 3 ayında gelişim evrelerini tamamlar. Bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilen bu miyomlar, sayıca arttıkları zaman erken doğum gibi riskler ortaya çıkabilir. Her miyom, her hamilelik için risk teşkil etmez. Ancak riskli olabilecek miyomlara dikkat edilmelidir. Bu miyomlar düşüklere ya da erken doğuma ya da gebeliğin sonlandırılmasına sebep olabilmektedir. Bu aşamada bir uzman görüşü ile miyomların alınmasına gerektiğine karar verilmektedir.

Miyom oluşmasına sebep olan faktörler nelerdir?

  • Genetik faktörler
  • Fazla östrojen salgısı
  • Progesteron hormonunun olması gerekenden fazla salgılanması
  • Östrojen ve progesteronun dengesiz olarak salgılanması

Gebelikten önce oluşan miyomlar cerrahi olarak alınmalı mı?

Gebelik sürecinden önce meydana gelen miyomların tespit edilmesi ve kontrol altında tutulması oldukça önem teşkil etmektedir. Yapılan muayene ve tetkikler neticesinde hamilelik döneminde problem yaratıp yaratmayacağı anne adayına bildirilmelidir. Gebelik aşamasında miyomların tespit edilmesi söz konusu değildir. Çünkü yapılan tetkikler çeşitli radyasyon dereceleri içermektedir. Bu sebeple de hamile kalmadan önce miyomların belirlenmesi gerekmektedir. Tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerinden önce miyom ve polip gibi yapıların araştırılması için rutin olarak çeşitli uygulamalara başvurulabilir.

Gebeliğe ya da hamile kalmaya engel teşkil edebilecek miyomlar ise cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi olarak yapılan işlemler ile rahmin temizlenmesi oldukça önem teşhis eder. Bu sebeple de hamilelik şansı tüp bebek tedavisinde miyomların alınması ardından yükselir. Gebelik sürecinden önce uygulanan miyom operasyonlarını, anne adayının rahmine kalıcı hasarlar vermemektedir.

Hamilelik döneminde oluşan miyomların tedavisi nasıldır?

Miyom hücreleri, gebelik sürecinde ortaya çıkmış ise cerrahi uygulamalara başvurulmamaktadır. Bu aşamada bebek ve hamilelik gidişatı için cerrahi müdahale önerilmez. Miyomların kontrol altına alınması için düzenli kontrollerin yapılması, önemlidir.  Eğer miyomlar riskli ise ve gebeliğin sonlandırılmasına, erken doğuma ya da düşüğe yol açabilecekse anne adayının sıkı bir kontrol altında tutulması gerekmektedir.