Category Archives: Gebelik ve Doğum

hamile kalma dönemleri

Hamile Kalma Dönemleri Nelerdir?

hamile kalma dönemleri

Hamile kalma dönemleri hesaplama kadınların hamile kalmak için başvurdukları en önemli hesaplamalardan biridir. Hamile kalma zamanı belirleyerek cinsel ilişkiye girerek çok daha yüksek bir şans elde edilebilir. Bunun için öncelikle kadının adet döngüsünü çok iyi takip ediyor olması ve adet dönemlerini eksiksiz olarak not ediyor olması gerekir. Çünkü hamile kalma dönemi hesaplamasında bu tarihler çok önemlidir.

Hamile kalma dönemi hesaplama

Kadınlarda yumurtlama ile yumurta bırakılması, adet döneminin belli günlerinde gerçekleşir. Bu nedenle kadın vücudunda hamile kalma yeteneği her zaman mevcut olmaz. Adet kanamasının başladığı ilk gün, o kadına ait adet döngüsünün başlangıcı, yani ilk günü olarak kabul edilir. Kadında bir adet döngüsü bir sonraki  adet kanaması başladığı zaman son bulur, yeni adet döngüsü başlar şeklinde kabul edilir.

Hamile kalma dönemi olarak en uygun zaman adet döngüsünün tam ortasına gelen zamandır, yani ayda bir  kez düzenli sorunsuz adet gören bir kadında adet kanaması başladıktan yaklaşık 14-15 gün sonrasına denk gelmektedir. Adet dönemi araları bir aydan daha uzun zaman olan kadınlarda, eğer bir sonraki adet kanamasının başlayacağı tarih önceden tahmin edilebiliyorsa, yumurtlama tarihi de adet kanaması başlamadan 14 gün öncesi döneme denk gelecek şekilde hesaplanabilir.

Kadında yumurtlama dönemine yakın bu günlerde rahim ağzı (serviks) ve vajina salgılarında yoğun bir artış gözlemlenebilir. Kadında vajinadan rahim bölgesine kadar bir yumurtanın ve spermin uygun şartları elde edip döllenebilmesi için her türlü detayı hazırlar.

Hamile kalma günleri testi var mıdır?

Hamile kalma dönemi için en uygun günler yumurtlama zamanına en olan yakın günlerdir. Yukarıda anlatılan şekilde takip ederek kendiniz belirleyebileceğiniz gibi, çeşitli web sitelerinde yer alan otomatik hamile kalma dönemi hesaplayıcı ile yumurtlama gününüzü hesaplayabilirsiniz. Ancak kesin bilgi edinmek için mutlaka kendi doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın. Yumurtlama gününün 3 gün öncesi ile 3 gün sonrası arasında gün aşırı periyodlarla cinsel ilişkiye girerek, hamile kalma şansınızı arttırabilirsiniz. İlişkiden sonra yaklaşık 15 dakika kadar sırt üstü uzanarak bacaklarınızı havada tutmanız da ayrıca tavsiye edilir. Ayrıca her gün ilişkiye girme konusu da tavsiye edilmemektedir çünkü her gün ilişkiye girmek de ters etki yaratabilir. Bu durumda sperm sayısı azalır, o nedenle gün aşırı ya da 2 günde bir şeklinde daha faydalı sonuçlar alınabilir.

Hamile kalma dönemi için adet bitiminden bir gün sonrası dahil midir?

Regl yani adet döneminden sonra gireceğiniz her ilişkide, hamile kalma için uygun dönemdesiniz demektir. Eğer henüz bebek sahibi olmak istemiyorsanız, bu dönemlerde mutlaka doğum kontrol yöntemlerini kullanmalısınız. Bebek sahibi olmayı düşünüyorsanız da bu dönemleri verimli şekilde değerlendirmelisiniz. İster hamile kalmak isteyin, isterseniz gebelikten korunmak isteyin; her iki durumda da adet döngünüzü kesinlikle takip ediyor olmalısınız. Bu şekilde hamile kalma için en verimli dönemi belirleyebilirsiniz.

Adet kanamasının ardından hamilelik elde edilmesi için, yumurtlama sonrasında 48 saat içinde ve hemen sonrasındaki günlerde, yumurtanın sperm ile bir araya gelmesi için uygun bir zaman dilimidir. Kısaca hamile kalma dönemi için adet bitiminden bir gün sonrası da dahil olmaktadır.

Ayrıca şunu da unutmayın ki, her kadının adet döngüsü farklıdır ve metabolizması da farkıdır. Bu nedenle kendi döngünüzü başkalarıyla asla kıyaslamayın ve kendi düzeninizi kendiniz oluşturun. Bu şekilde hamile kalma olasılığınız daha da artacaktır. Tabii konu ile ilgili kesinlikle doktorunuzla da iletişim halinde kalmalısınız.

gebelikte tiroid bozukluğu

Gebelikte Tiroid Bozukluğu

gebelikte tiroid bozukluğu

Tiroid hastalıkları hipertiroidi ve hipotiroidizm gebelikte göreli olarak görülür ve tedavisi önemlidir. Tiroid, vücudunuzdaki metabolizma (vücudunuzun enerji kullanma şekli), kalp ve sinir sistemi, ağırlık, vücut ısısı ve vücudun diğer birçok işlemi düzenleyen hormonları serbest bırakan boynunuzun önünde bulunan bir organdır.

Gebelik süresince daha önce anne adayında görülebilen hipertiroidi veya hipotiroidizmi söz konusu ise özellikle hamilelik sürecinin ilk üç aylık döneminde, bu durumları kontrol altına almak adına daha fazla ve kontrollü olarak muayenelere ihtiyaç duyulabilir. Çeşitli durumlarda hamileliğin ilk trimestrde hipertiroidi benzeri belirtilerin yaşanmasına yol açabilir. Bu belirtiler; Çarpıntı, kilo kaybı ve sürekli kusma olarak sayılabilir. Belirtiler yaşanırsa, doktorunuza danışmalısınız. Hamilelikte tedavisi yapılmamış olan tiroid hastalıkları, prematür doğum, preeklampsi (kan basıncında ciddi bir artış), düşük ve düşük doğum ağırlıklarına yol açabilmektedir. Hipotiroidizm ya da hipertiroidi geçmişi mevcut ise zaman kaybetmeden doktorunuzla konuşmanız önem teşkil eder, bu sayede gebelik daha sağlıklı ve kontrollü geçebilir.

Gebelikte tiroid bozukluğu belirtileri nelerdir?

Hipertiroidi belirtileri ise;, artan kalp atış hızı, aşırı hava sıcaklıklarına karşı duyarlılık ve yorgunluk gibi sağlıklı bir gebeliğin belirtilerini taklit edebilir. Hipertiroidi için diğer belirtiler ise;

  • Düzensiz kalp atışları
  • Aşırı sinirlilik durumları
  • Şiddetli bulantı ve kusmalar
  • Hafif titreme hissi
  • Uyku bozuklukları
  • Aşırı kilo alımı ya da aşırı kilo kaybı
  • Hipotiroidi

Diğer belirtiler ise:

  • Kabızlık sorunları
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Hafıza problemleri
  • Soğuk sıcaklıklara duyarlılık
  • Kas krampları

Hamilelikte tiroid hastalığının nedenleri

Hamilelik döneminde maternal hipertiroidinin en bilinen sebepleri arasında otoimmün bozukluk olan Grave hastalığı gelmektedir. Bu bozuklukta vücut, tiroid stimüle edici immünoglobülin (TSI) adı verilen ve tiroid hormonunun çok fazla tiroid hormonu üretmesine neden olan bir antikor (vücut tarafından üretilen, bir virüsün veya bakterilerin istila ettiği düşüncesiyle üretilen bir protein) yapar.

Hipotiroidinin en yaygın nedeni Hashimoto tiroiditi olarak bilinen otoimmün bozukluktur. Bu durumda vücut yanlışlıkla yeterli tiroit hormonu yapmak için yeterli hücre ve enzim içermeyen tiroid bırakarak tiroid bezi hücrelerine saldırır.

Gebelikte tiroid hastalığının teşhisi

Gebelikte hipertiroidizm ve hipotiroidizm, tiroid uyarıcı hormon (TSH) ve tiroid hormonları T4 düzeylerini ölçmek için semptomlar, fizik muayene ve kan tetkiklerine dayanarak ve hipertiroidide T3 için de teşhis konur.

Gebelikte tiroid hastalığının tedavisi

Hipertiroidi tedavisi gerektiren kadınlar için, tiroid hormonlarının üretimine müdahale eden antitiroid ilaçlar kullanılır. Bu ilaç genellikle ilk trimesterde propiltioürasil veya PTU’dur ve – gerekirse ilk trimesterden sonra da metimazol kullanılabilir. Kadınların bu ilaçlara cevap vermediği veya terapilerden yan etkileri olan nadir vakalarda, tiroidin bir bölümünü çıkarmak için ameliyat gerekli olabilir. Hipertiroidi, doğumdan sonraki ilk üç ayda daha da kötüleşebilir ve doktorunuz ilaç dozunu artırması gerekebilir.

gebelikte fazla kilo alımı zararlı mı

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Zararlı mı?

gebelikte fazla kilo alımı zararlı mı

Hamilelik öncesi vücut kitle indeksi (BKİ) 25 ile 29,9 arasında ise aşırı kilolulu olma durumu söz konusu olur. (Vücut kitle indeksi, boyunuz ile kilonuz arasındaki ilişkiyi yansıtır ve vücut yağının bir tahmini anlamına gelir.) Vücut kitle indeksi 30 veya daha büyükse, obez teşhisi koyulmaktadır.

Gebelik sırasında ne kadar kilo almalıyım?

Gebelik döneminde ne kadar kilo alınacağı, gebelikten önceki kiloya bağlıdır.

BMI’niz 25 ila 29.9 ise: Hamileliğinizin sonunda 15 ila 25 kilo alınabilir, ikinci ve üçüncü trimesterlerinizde ayda yaklaşık 2 ila 3 kilo almanız normal sayılmaktadır.

BMI’niz 30 ya da daha yüksekse: Hamilelik dönemi boyunca yalnızctavsiye edilen sınırlar dahilinde kalanlara göre% 50 oranında gestasyonel diyabet gelişme ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkmıştır.

Hamilelik sırasında kilo vermek için diyet yapmalı mıyım?

Hamilelik döneminde kesinlikle diyet yapılmamalıdır. Yiyecek alımını kısıtlamak, siz ve gelişmekte olan bebeğiniz için potansiyel olarak hayati risk taşır. Ancak birçok artı boyutu kadın gebelik sırasında diyet yapmadan kilo alırlar. İlk üç aylık dönemde, sabah bulantılarının sonucu olarak kilo vermek çok yaygındır: Mide bulantısı iştahınızı azaltabilir ve kusma kalorileri atlamanıza neden olabilir. Ancak öyle olsa bebeğiniz gerekli tüm kaloriyi alacaktır. Aşırı kilolu kadınlar depolanmış yağda fazladan bir kalori rezervine sahiptir, bu nedenle bebeğiniz büyüdükçe, başta biraz kilo vermek veya kaybetmek zararlı değildir. Neyin iyi olmadığı kilo vermektir çünkü kasıtlı olarak kalori kesiminde bulunuyorsunuz (ve dolayısıyla besleyicileri sınırlamaktasınız).

Fazla kilolu veya şişman iseniz kilo almaya nasıl devam edebilirsiniz?

Egzersiz yapmak ve sağlıklı yiyecekleri yemeniz size kilo alma hedefleriniz konusunda yardımcı olabilir ve her ikisi de hamileliğinizi olumlu şekilde etkiler, gestasyonel diyabet ve preeklampsi gibi gebelik sorunlarınız riskini azaltabilir. Ayrıca hamilelikte ve sonrasında kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olurlar.

  • Sağlıklı bir hamilelik diyetine başlamak

Araştırma, planlama ve izleme, gebelik sırasında iyi yemenizi ve gebelik beslenmesinin yedi prensibini izlemenize yardımcı olur.

  • Düzenli egzersiz

Egzersiz için göreceli olarak yeni biriyseniz, yeni başlayanlar için hamilelik egzersizi ile başlayın. Yürüyüş, yüzme ve düşük etkili aerobik gibi düşük etkili egzersizden yararlanabilirsiniz. İlk önce doktorunuzla konuşmadan egzersiz rejimine başlamayın. Ve güvenli gebelik egzersizi kurallarına uyduğunuzdan emin olun. Bazı kadınlar, sağlıklı diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri yaparsa gebelik sırasında kilo verirler; bu durum size doktorunuzla birlikte gelmeyi seçtiğinizden emin olun.

Fazla kilo almanın gebelikte yarattığı riskler:

  • Daha az doğru ultrason sonuçları:

Aşırı kiloluysanız ve vücutta fazla yağ varsa, doktorunuz ultrason incelemeleriniz sırasında bebeğinize bakmak (ve tedavi gerektirebilecek tüm problemleri teşhis etmek) daha zorlanır.

  • Artan rahatsızlık:

Aşırı kilo alımı, sırt ağrılarından bacak ağrısına, variköz damarlar, baldır krampları, mide ekşimesi, hemoroitler ve achy eklemlerden bahsetmiyorum bile, tükenmeye neden olabilir veya bunları ağırlaştırabilir. Ve eğer çok fazla kilo işe emanetlerseniz, aynı zamanda deneyimi çok daha zorlaştırabilirler.

  • Yüksek tansiyon:

Hamileliğin ikinci yarısında teşhis edilen gestasyonel hipertansiyona sahip olmak doğum sırasında komplikasyonlara neden olabilir.

  • Preeklampsi:

Preeklampsi, sizin için karaciğer ve böbrek sorunlarına yol açabileceği gibi, intrauterin büyüme kısıtlaması (IUGR), plasental ani durma ve diğer komplikasyonlar riskini de arttırabilir.

  • Gestasyonel diyabet:

Aşırı kiloluluk veya gebelik sırasında fazla kilo almanız sizi gestasyonel diyabet riskine sokar, bu da sizi daha sonra yaşamda tip 2 diyabet teşhisi koyma riskiniz altına sokar.

  • Doğum anomalileri:

Obezite sorunu olan annelerin bebeklerinde kalp problemleri ve nörol tüp kusurları meydana gelebilir.

hamilelikte karın sertleşmesi

Hamilelikte Karın Sertleşmesi

hamilelikte karın sertleşmesi

Hamilelikte karın sertleşmesi ve kasılma gibi sorunlar, gebeliğin son aylarında yaygın olarak yaşanan bir durumdur. Anne adayları çeşitli durumlarda karınlarının şiddetli şekilde sertleştiğini ifade eder. Bu sertleşme bazı annelerde daha hafif, bazı annelerde daha şiddetli olabilir. Özellikle gebeliğin 6. Ayından itibaren, anne adayı karnında zaman zaman sertleşme hissedebilir, ellediğinde karnının tahta gibi sertleştiğini hissedebilir.

Hamilelikte karın sertleşmesi genellikle sakıncalı bir durum değildir. Ancak gün içerisinde sık sık tekrarlıyorsa, erken doğum belirtisi olarak düşünülebilir. Bundan dolayı da hamilelikte karın sertleşmesi sık sık tekrarlıyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Kasılmalar nadir olarak meydana gelse dahi buna eşlik eden lekelenmeler, kanamalar ya da su gelmesi söz konusu ise; bulantı, kusma ya da baş dönmesi ortaya çıkıyorsa, idrar yaparken yanma, ateş yükselmesi gibi sorunlar da varsa, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Doktor muayenesinde elle muayene ve gerekirse NST aleti ile yapılan kontraksiyon (kasılma) ölçümünde bu kasılmaların gerçek bir erken doğum kasılması mı yoksa yalancı doğum sancıları mı olduğu tespit edilebilir.

Hamilelikte karın sertleşmesinin belirtileri nelerdir?

Hamilelikte ortaya çıkan bu karın sertleşmeleri, doğum kasılmalarından ciddi şekilde ayrıdır. Bundan dolayı da anne adayının bu kasılmaları doğum kasılmalarından ayırt etmesi önemlidir.

Karında meydana gelen sertleşmelerin belirtileri ise;

  • Dinlenildiği zaman hafifler ve ortadan kalkarlar
  • Ağrı söz konusu değildir.
  • Vakitsizdirler, düzenleri bulunmamaktadır.
  • Nadiren ortaya çıkarlar
  • Karında sertleşme ve toplaşma hissine yol açar.

Gebeliğin 36. haftasından sonra bebek ve anne için herhangi bir zarar sebep olmayan bu sertleşmeler, daha önceki haftalarda ortaya çıkmaları halinde erken doğum riskine yol açar. Yaşanan bu karın kasılmaları nedeniyle rahim ağzı yumuşar ve bu durum bebeğin erken doğumuna yol açabilir.

Yapılan bilimsel araştırmalar, hem bebek hem de anne fazla hareketliyse, anne karnına çok sıklıkla dokunuyorsa, idrar uzun süre tutuluyorsa, cinsel ilişkiye giriliyorsa ve vücuttaki sıvılar çok azalıyorlarsa kasılmaların daha yoğun ve sık olarak görüldüğü ortaya koyuluyor.

Hamilelikte karın sertleşmesi durumunda yapılacaklar:

İlk olarak anne adayı karın sertleşmesi hissettiğinde, duruş ya da yatış pozisyonunu değiştirmelidir. Hareketli pozisyonda ise dinlenme pozisyonuna geçmeli ve su içmelidir. Ilık duş almak da kasılan vücudu rahatlatabilir.  Bunun dışında doktor önerisi ile kasılmalara karşı etkili olan magnezyum tabletler bu tip durumlarda faydalı olmaktadırlar ancak bu tabletleri tüketmeden önce doktorunuza danışmak oldukça önemlidir. Şayet kasılmalar geçmiyorsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

hamileyken üstüne görme

Hamileyken Üstüne Görme Nedir?

hamileyken üstüne görme

Hamilyeken üstüne görme, toplumumuzda yaşanan ve kadınların endişelenmelerine yol açan bir kanamadır. Hamileyken adet dönemi kesilir. Kadının adet olması, yumurtlama durduğundan söz konusu değildir. Bu sebeple de hamileyken meydana gelen kanamalar, adet kanaması değildir. Bu kanamaların birçok sebebi olabilir. Genellikle yaşanan kanama, döllenmeden sonra embriyonun rahme yerleşme durumundan kaynaklanır. Bu sebeple de hamileyken üstüne görme  olarak adlandırılan kanama, aslında implantasyon kanamasıdır. Adet kanaması, kalınlaşan rahim iç tabakasının bir miktar kanla vücuttan atılması manası taşımaktadır. Rahim iç tabakası her ay yumurtlamadan sonra kalınlaşmaktadır. Eğer döllenme meydana gelmiyorsa bu tabaka, bir miktar kanla vücuttan atılır. Eğer döllenme yani gebelik oluşmuş ise, bu durumda embriyo yani gelecekte bebek olacak hücre, bu alana yerleşir. Bu yerleşme sırasında hafif bir lekelenme meydana gelebilir. Bu kanama adet kanından farklıdır, daha kısa sürede tamamlanır. Fakat bu kanamanın fark edilmemesi ve kadının hamile olmadığını düşünmesi de oldukça yaygındır. Bu durumun olumsuz yanları olabilir. Kadının gebeliği fark etmemesi ve gebeliğe zarar verecek durumlarda bulunması ya da gebeliği sonlandıramaması gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Üstüne adet görmek ile adet kanaması arasındaki fark nedir?

Üstüne adet görme yani implantasyon kanaması,  adet kanaması değildir. Genel olarak, kanamanın  yoğunluğu ve rengi de normal regl döneminde yaşanan kanamadan farklı olmaktadır. Üstüne görme şeklinde tabir edilen kanama, normal adet kanamasından çok daha az ve düzensiz olarak yaşanır. Üstüne görme kanaması, döllenmeyi takip eden 10 gün içerisinde meydana gelebilir.  Bu kanama, her zaman için anne adayı tarafından implantasyon kanaması şeklinde fark edilmeyebilir. Eğer korunmasız cinsel ilişki yaşandıysa ve adet kanaması ilişkiden 15 gün sonra meydana gelmişse adet dönemi geciktiyse mutlaka gebelik testi yapılmalıdır.

Üstüne adet görmenin bebek için zararı nedir?

Embriyo rahim duvarına yerleştikten sonra implantasyon kanaması yani üstüne görme meydana gelebilir. Hamilelik ya da bebek için genellikle herhangi bir zararı bulunmaz. Üstüne adet görmenin meydana getirebileceği en büyük risk: annenin adet olduğunu düşünmesi ve gebeliği daha geç fark etmesidir. Bu süreçte bebek ya da gebelik için zararlı durumlar meydana gelebilir. İstenmeyen gebelikler için ise gebeliği sonlandırma süreci bitebilir.

Hamilelik döneminde üstüne görme belirtileri nelerdir?

Kadının normal adet döngüsünde, 28 günün ardından eğer az bir kanamanız görülmesi durumunda dikkat edilmesi gerekir. Üstüne adet görme yaygın bir durum değildir. Kanama, adet kanamasından farklıdır. Oldukça az bir kanama olup, kısa sürede bitmesi gerekir. Kanama uzun sürüyorsa ve yoğunsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

Hamileyken üstüne görme neden olur?

Hamilelikte değişen durumlar, anne adayında lekelenmeye neden olabilmektedir. Bu nedenler ve değişimler ise:

  • implantasyon –yerleşme kanaması (embriyonun rahme yerleşmesi)
  • düşük tehlikesi ile ortaya çıkan kanamalar,
  • servikal enfeksiyon kanaması,
  • yara ya da lezyona bağlı olarak görülen kanama,
  • plasenta yerleşim durumuna bağlı olarak görülen kanamalar
gebelikte vajinal akıntı

Gebelikte Döneminde Vajinal Akıntı

gebelikte vajinal akıntı

Gebelikte vajinal akıntı, çok yaygındır ve genellikle zararsızdır. Gebelikte vajinal akıntıya lökoeryum denir. Bu, adet dönemleri arasında yaşayabileceğiniz ancak daha ağır olan akıntı durumuna benzer. Bunun nedeni serviks ve vajinal bölgede artmış kan dolaşımıdır ve vajinadaki normal bakteri ortamını koruma şeklidir.

Vajinal akıntıdaki artışla nasıl başa çıkabilirim?

Bu hamilelikte ortaya çıkan normal fizyolojik bir değişikliktir ve bununla başa çıkmak için özel bir şey gerekmez. Bu basit ipuçlarını izlemek isteyebilirsiniz:

  • Vajinal alanı kuru ve temiz tutun
  • Sabun sadece vajinanın dış bölgesinde kullanın
  • Sıkı olmayan giysiler tercih edin
  • Pamuklu iç çamaşırı giyin
  • Vajinayı ıslak bırakmayın
  • Vajinayı yalnızca su ile veya temizleyin. Sabunlar ya da diğer malzemeler cildinizi tahriş edebilir ve vajinadaki doğal bakteri ortamını bozabilir. Hamilelik sırasında vajinal enfeksiyonlara neden olabilir.

Gebelikte vajinal akıntı durumunda aşağıdaki değişiklikler varsa, tıbbi yardım istemeli ve enfeksiyon olup olmadığını değerlendirmelisiniz:

  • Hoş olmayan kokular, örnek balık kokusu
  • Akıntının sarı veya yeşil olması
  • Kalın yapılı akıntı
  • İdrar yaparken ağrı ya da acı
  • Vajina / vulvada hassasiyet
  • Kaşıntı

Bunlar, bakteryel veya maya enfeksiyonu olan bir vajinal enfeksiyon belirtileri olabilir. Gerekli görüldüğünde ve tedavi edilmesi en iyisidir. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli husus da, akıntı kahverengi hale geldiğinde veya kan lekeli hale gelirse, bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

Gebelikte vajinal akıntı neden meydana gelir?

Östrojen üretimindeki artışa ve vajinaya daha fazla kan akışına bağlı olarak gebelik sırasında akıntı ağırlaşır. Doğum tarihinize yaklaştıkça akıntıda başka bir artış olduğunu fark edeceksiniz. Serviksiniz azaldıkça ve genişlediğinde, mukus tapasını dışarı atar ve daha kalın bir akıntıyı geride bırakır.

Gebelikte akıntı için ne zaman doktora başvurmalıyım?

Akıntıda artış veya 37. haftadan önce tutarlılıkta bir değişiklik görürseniz veya gebelik sırasında herhangi bir noktada pembe veya kahverengimsi bir renk tonu görürseniz, derhal doktorunuzu arayın – bu erken doğum eyleminin bir işareti olabilir. Akıntıya kaşıntı veya yanma eşlik ediyorsa, yeşil veya sarımtırak renkte veya kuvvetli bir kokuya sahipse de doktorunuza bilgi verin; çünkü bu enfeksiyon belirtisi olabilir.

Akıntının artmasını önlemek için en iyi yol, bölgeyi kuru ve temiz tutmaktır. Pamuklu iç çamaşırı giyin ve dar giysilerden, vajinal duşlardan veya diğer kadınsı hijyen spreylerinden veya ürünlerden uzak tutun. Vajinal akıntı çoğu zaman normaldir. Bu bölgeye artan kan akışının kombinasyonu ve artmış östrojen, beyazımsı mukus damarında bir artışa neden olur, ayrıca lökore diye de bilinir.  Kaşıntıya neden olan akıntıya maruz kalırsanız veya labyanızın kırmızı olduğunu fark ederseniz, bir maya enfeksiyonu söz konusu olabilir. Bilinçsizle alınan ilaçlarla kendinizi tedavi etmeden önce daima doktorunuza danışın. Ortak bir maya enfeksiyonu ya da farklı muamele edilmesi gerekebilecek başka bir şey olabilir. Kötü bir koku ile veya sarı veya yeşil olan akıntı, cinsel yolla bulaşan bir hastalık veya diğer enfeksiyonun belirtileri olabilir.

Gebelikte yeşilimsi akıntı

Bir kadının yaşamı boyunca, vajinal akıntı renk, doku ve miktarı değişime eğilim gösterir. Adet döngüsü boyunca oluşan hormonal değişikliklerle açıklanmaktadır. Akıntı, belirli bir dönemde baskın olan hormonlara bağlıdır.

Vaginal akıntının yeşil olması, bir kadının en kötüsünü düşünmesini sağlar. Fakat sonuçlarla ilgili acele etmeyin. Elbette, bu bir çok genital hastalık belirtisinden şüphelenilen ilk şeydir. Hamile bir kadındaki hormonal dengesizliğin akıntı renginde büyük değişikliklere sebep olabilir.  Her durumda, doktorunuza danışmalısınız, çünkü çoğu vakada genital enfeksiyonlar neredeyse asemptomatiktir. Bu şekilde, vücudunuz size genital mukoza üzerinde küçük bir hasar sinyali verebilir. Yeşil akıntı hamilelik sırasında ortaya çıkarsa, genel sağlık açısından bir sorun bir belirtisi olabilir. Çoğu zaman gebe kadınlar, yapışkan dokuya benzer, balık kokusu ile yeşilimsi akıntıda kendini gösteren vajinal disbioza eğilimli. Durum buysa, bebeğin doğumuna kadar veya emzirmeyi bitirene kadar tedavinin ertelenmesi gerekecektir.

Akıntıya, ekşi bir kokuya sahip beyaz peynir yapısı, kaşıntı, yanma, kızarıklık veya şişme eşlik ediyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Yeşil akıntıya, alt karın ağrısı, sık idrara çıkma vb. Eşlik ediyorsa, ürogenital sistem organlarının iltihaplandığına işaret eder. Cinsel enfeksiyonlara çoğunlukla yeşil akıntı ve sarımsı ve kahverengimsi renk tonları eşlik eder.

  • Bakteriyel vajinoz (gardnerelloz) : yeşilimsi renk tonuyla, dış genital organlarda yanma hissi, idrar sırasında yanma artışı, cinsel ilişki sırasında rahatsızlık ve ağrı gibi beyaz veya gri renk akıntı söz konusu olabilir.
  • Klamidya sıklıkla kendini açığa vurmaz, ancak bazen vajina duvarlarının idrara çıkma ve kaşınma sırasında rahatsızlık hissedebilir ve yeşilimsi bir akıntıolur.
  • Trikomoniasis sıklıkla asemptomatiktir ve akıntı üst üreme organlarında tahrişe neden olur ve vajina, yeşilimsi akıntı da olası bir semptomdur.
  • Belsoğukluk – ilk belirti, idrara çıkma sırasında ağrı, sık idrara çıkma, pürülan beyaz sarımsı ya da yeşilimsi akıntıdır; bir süre sonra daha bol miktarda olur, ağrı, şişme, kaşıntı ve cinsel organ yanması görünür.
gebelikte düşük tehlikesi

Gebelikte Düşük Tehlikesi

gebelikte düşük tehlikesi

Bilinen gebeliklerin yaklaşık% 15-20’si düşük tehlikesi ile karşı karşıya kalmakta ve 20. haftadan önce bir gebelik kaybı ile sonuçlanmaktadır. Gerçek sayı muhtemelen daha yüksektir, çünkü birçok düşük tehlikesi, bir kadının hamile olduğunu bilmeden önce çok erken yaşlarda ortaya çıkar ve zamanlamanın üzerinde veya yakınında ağır bir dönem gibi görünebilir. Çoğu klinik olarak tanınan düşükler, bir kadının son adet döneminden sonraki yedinci haftadan 12. haftaya kadar meydana gelir. Ultrasonda veya Doppler stetoskopunda bir kalp atışı tespit edildikten sonra, düşük yapma şansı önemli derecede azalır.

Düşüklerin büyük çoğunluğu (spontan düşükler olarak da adlandırılır) engellenemez; Bunlar, tekrarlama eğiliminde olmayan rasgele olaylardır. Birinci trimestırdaki düşüklerin% 70’ine, ikinci trimesterdeki düşüklerin% 20’sine kromozom anomalileri neden olur. Diğer bilinen nedenler, enfeksiyon, uterus veya serviks anomalileri, sigara, madde kötüye kullanımı, çevresel veya endüstriyel toksinlere maruziyet, diyabet, tiroid hastalığı ve otoimmün hastalıktır. Ciddi fiziksel travma aynı zamanda düşük yapmak da mümkündür. Nadiren de olsa, kadınlar, koryonik villus örneklemesi (CVS) veya amniyosentez gibi tanı testlerinden sonra kötüleşir. Çoğu zaman, düşük için belirli bir neden belirlenmemiştir.

Pek çok kadın, herhangi bir fiziki semptom yaşamadan rutin doğum öncesi bir ziyarette düşük hakkında bilgi edinebilir. Bazen ultrasonda embriyo görülmez veya embriyo beklenenden çok daha küçük olabilir ya da kalp atışı olmadan. Düşükteki ilk belirtiler genellikle lekelenme veya kanama, bunu sırt üstü sırt veya karnında kramp izler. Diğer belirtiler vajinadan sıvı veya doku geçişi içerir.

Düşük tehlikesi ve düşük türleri

Tehlikeli, kaçınılmaz, tam, tamamlanmamış veya kaçırılmış çeşitli düşük türleri vardır. O zaman ektopik, molar gebelik ve ölü bir ovum gibi diğer gebelik kaybı türleri de vardır.

Düşük nedeni

Çoğu durumda, düşük yapmak, yapmadığınız veya yapmadığınız bir şeyle alâkalı değildir. Egzersiz, stres, çalışma veya cinsel ilişki yaşanmasının düşük durumuna sebep olduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır.

Bazen, düşük tehlikesi aşağıdakilerden kaynaklanır:

  • Hormonal anomaliler
  • Bağışıklık sistemi ve kan pıhtılaşma sorunları
  • Tiroid sorunları veya diyabet gibi tıbbi durumlar
  • Yüksek ateşlere neden olan ciddi enfeksiyonlar (yaygın soğuk algınlığı değil)
  • Rahmin veya serviksin fiziksel problemleri.

Düşük için risk faktörleri

Kadınlar şu durumlarda düşük yapmak eğilimindedirler:

  • Yaşın ilerlemesi
  • Sigara kullanımı
  • Alkol tüketimi
  • Kahve, çay veya enerji içeceklerinde çok fazla kafein tüketme

Düşük tehlikesi önlenebilir mi?

Sağlıklı yaşamak, düşük yapmak riskini azaltabilir. Ne yazık ki, bir düşük oluşumu başlatıktan sonra durdurmak için hiçbir şey yapılamamaktadır.

Tekrarlayan düşükleriniz varsa (üst üste 3 veya daha fazla)

İlk trimesterde yaklaşık 4 kadından birinde bazı vajinal kanamalar veya lekelenme yaşanır. Kanama hafifse ve sadece bir ila iki gün sürerse, daha düşük düşük yapma riski ile ilişkili değildir. Bununla birlikte, ağır kanama düşükle ilişkilidir; Ağır kanama geçiren yaklaşık 4 kadından biri, kötüye gitmeye devam edecek. Hamilelik sırasında herhangi bir vajinal kanamanız varsa, sağlık uzmanınız kanamanın düşükle sonuçlanıp sonuçlanmayacağını belirlemeye yardımcı olabilir.

Eğer kusuyorsanız, kanama ağırlaşacak ve kramp serviks genişledikçe acı verecektir. Ektopik (tubal) gebelik kanama ve ağrıya neden olabilir; bu nedenle, önceki ektopik, şu andaki RİA kullanımı, önceden pelvik enfeksiyon veya kısırlık gibi aşırı ağrı veya ektopik için risk faktörleri varsa hemen tıbbi yardım için doktorunuzu arayın. Ektopik gebelik, iç kanama riski nedeniyle tıbbi bir acil durumdur.

Bir kan testi veya sonografi düşük yaptığınızı gösteriyorsa, birkaç seçeneğiniz olabilir. Bazı kadınlar, düşük yapılmasına ve kendiliğinden kendini tamamlamaya karar verir. Diğerleri uterusun boşaltılması için bir prosedürün planlanmasının kontrol ve kapanma hissi sağladığını; Aynı zamanda enfeksiyon ve aşırı kanama riskini de azaltır. Düşükleri tamamlamak için birkaç farklı tedavi var. Hamileliğin erken dönemlerinde misoprostol gibi uterus kontraksiyonlarına ve düşüklere neden olan bir ilaç alabilirsiniz. Veya küçük bir cerrahi prosedür (emme küretajı, dilasyon ve kürtaj olarak da bilinir) veya D & C, kalan dokuları kaldırmak için bir aspirasyon tekniği kullanır. Bunların ikisi de ayakta tedavi prosedürleri. Aspirasyon, bir poliklinik, obstetrik büro, hastane veya acil serviste, anestezi ile veya anestezi olmadan poliklinik bazında yapılabilir.

hamilelikte memedeki değişiklikler

Hamilelikte Memedeki Değişiklikler

hamilelikte memedeki değişiklikler

Vücudunuz gebelik sırasında çok fazla değişiklik yaşar. Kaburga genişler, mide uzatılır ve büyüyen rahminiz için yer açmak için organlarınız kayabilir. Göğüsleriniz, bebeğinizi beslemeye hazırlandıkları için bir takım değişiklikler yapacaktır.

Hamilelikte hangi göğüs değişikliklerini bekleyebilirsiniz?

İşte çoğu kadın hamilelikte ve sonrasında yaşanan başlıca değişiklikler.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, duyarlılık:

Bazı kadınlar hamilelik süresince göğüslerinde duyarlılık artışı olduğunu fark eder. Bu durumda göğüsler acımaya başlar.Bu duruma ilk üç ayda en sık rastlanır. Hem östrojen hem de progesteronun hızla artan seviyelerinin Meme hassasiyetine neden olduğu düşünülmektedir. İkinci trimestere girerken, rahatsızlığın daha kolay yönetilebilir bir seviyeye geldiğini veya tamamen kaybolduğu söylenebilir. Bu arada, rahatsızlığı azaltmak için aşağıdaki ipuçlarını deneyin: İyi uyan bir doğum sutyeni giyin,

  • Kabarık sütyen kullanmaktan kaçının,
  • Uyurken pamuklu bir uyku sutyeni giyin.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, Daha Büyük Göğüsler

Göğüsleriniz, altı haftaya kadar büyümeye başlayabilir ve bu büyüme gebeliğin sonuna kadar devam edecektir. Çoğu kadın, ilk hamileliklerinde sutyen boyutlarının en az bir beden arttığını bulur. Kaburga bebeğinize yer açmak için genişledikçe, daha büyük bir bant boyutuna da ihtiyacınız olduğunu görebilirsiniz. Bazı kadınlar, göğüslerinin hamilelik boyunca yavaş büyürlerken, diğerleri için aralıklarla olurlar. Göğüsleriniz hızlı bir büyüme döneminden geçerse, göğüslerinizin cildi gerginleştikçe kaşındırdığını görebilirsiniz. Cildi nemli tutmak bu rahatsızlıktan kurtulmanıza yardımcı olabilir. Göğüslerinizde gergin izler gelişebilir, ancak bunlar genellikle zamanla solacaktır. Göğüsleriniz hamilelik döneminde büyüdükçe ve değiştikçe, bunların doğru şekilde desteklendiğinden emin olmak önemlidir. Hamilelik sırasında, muhtemelen birden fazla kez yeni sütyenlere takılmanız gerekecek. Profesyonel olarak ölçülmek, sağ sutyeninizi bulmak ve göğüsleriniz için destek bulmanıza yardımcı olacaktır. Birçok kadın ilk üç aylık dönemin sonlarına doğru ve yine gebeliğin sonlarına doğru yeni bir sutyen bulmalarına ihtiyaç duyarlar.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, damarlanmada artma

Birçok kadın göğüslerinde gebelik sırasında görünür damarları fark ediyor. Buna kan dolaşımının artması, gebeliğin sonuna gelindiğinde bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamak için vücudunuzda yüzde 50’ye varan daha fazla kan kalacaktır. Bu, damarlarınızı daha belirginleştirecek ve bu özellikle göğüslerinizde ve karında fark edilebilir. Damarlar doğumdan sonra veya emzirmeyi bıraktığınızda daha az fark edilir hale gelecektir. Bu noktadan sonra göğüsleriniz artmış bir kan dolaşımına ihtiyaç duymaz ve damarları gebelik öncesi durumuna geri döndürürsünüz.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, Göğüs ucu Değişiklikleri

Göğüsleriniz emzirmeye hazırlandığında göğüs uçlarınız da bazı değişiklikler yapacaktır. Areolalar muhtemelen gebelik sırasında daha koyu hale gelecektir. Gebeliğin son birkaç haftasında, vücudunuz doğuma hazırlanırken, meme uçlarınızın boyutu artacaktır. Hamileliğinizin erken döneminde, Montgomery’nin tüberküllerinin areolasında görünmeye başlamasıyla bilinen küçük darbeler. Bunlar, bakteri cesareti kırmak için yağ salgılayacak yağ bezleri. Bu küçük darbe genellikle ilk hamileliğin erken bir ipucudur.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, Sızıntı

16 yaşından itibaren göğüsleriniz süt üretebilir. Bu aşamadan sonra, göğüslerinizin zaman zaman kolostrum olarak bilinen saman rengi sıvı sızdırdığını fark edebilirsiniz. Kolostrum antikorlarla doludur ve doğumdan hemen sonra bebeğinizin bağışıklık sistemine yardımcı olur, doğumdan sonra birkaç gün içinde süt gelene kadar üretilir. Kolostrum sızıntısını yaşadığınızı fark ederseniz, göğüs pedleri giymek giysinize bulaşmasını önlemeye yardımcı olabilir. Emzikten sızan kan bulursanız, sağlık kuruluşunuza başvurmalısınız. Genelde kaygılanacak bir şey olmamasına rağmen, bir sağlık uzmanı tarafından kontrol edilmeye değer.

Hamilelikte memedeki değişiklikler, kistler

Bazı kadınlar gebelik süresince göğüslerinde topaklar fark eder. Sık görülen nedenler arasında kistler, fibroadenom (sütle doldurulmuş kistler). Bunlar genellikle iyi huylu ve endişelenilecek bir şey değilken, daima doktorunuz tarafından kontrol edilmeye değer. Varolan bir yumruda değişiklik fark ederseniz veya yeni bir yumru hissederseniz randevu ayarlamak için doktorunuza danışın.

lohusalık dönemi

Lohusalık Dönemi

lohusalık dönemi

Lohusalık dönemi,  fizyolojik değişiklikleri tersine çevrildiğinde doğumdan sonra düzeltme periyodu olur ve vücut normal, gebe olmayan bir duruma döner. Doğumdan sonraki ilk haftaya kadar uzanan erken dönem puerperium; genital organların involüsyonu ve adet döngüsü için gerekli süreyi kapsayan uzaktan püperperium, genellikle yaklaşık 6 hafta sürer.

Lohusalık dönemi ne zaman biter?

Lohusalık dönemi, doğumdan sonraki altı haftalık süreyi kapsar ve bu süre zarfında hamilelik sırasında oluşan çeşitli değişiklikler gebe olmayan duruma döner. Bu süre boyunca fizyolojik değişiklikler şunları içerir:

  1. Kardiyovasküler sistem ilk iki hafta boyunca normale döner. Ekstra hacimdeki kalpteki ekstra yük, ikinci haftaya kadar kaybolur.
  2. Vajinal duvar başlangıçta şişmiş, mavimsi olmakla birlikte 1-2 hafta boyunca kırılgan olmasına rağmen hızla tonunu tekrar kazanmıştır. Perineal ödem birkaç gün sürebilir.
  3. Plasentanın doğumundan sonra uterus 20 haftalık hamileliğin büyüklüğündedir; Bununla birlikte, abdominal muayene sırasında her gün bir parmak genişliğinde küçülür, böylece 12. günde palpe edilemez. Solunum sonuna kadar gebelik öncesi değerden biraz daha büyüktür.
  4. İlk 3-4 gün boyunca, lochia esasen kan ve kalıntılardan oluşan trofoblastik dokudan oluşur. 3-12 gün boyunca renk kızarık-kahverengi, ancak daha sonra sarıya dönüşür. Bazen, lochia gemilerin uçlarından gelen trombo nedeniyle birkaç gün tekrar kızarabilir.

Lohusalık döneminde cinsel ilişki

Doğumdan 2-6 hafta sonra cinsel ilişkinin yeniden başlatılmasını söz konusudur; Perine travması olan disparonialı kadınlarda perine muayenesi uygun olabilir. Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık, özellikle de emziren bir kadın, yağlayıcı kullanarak yardımcı olabilir. Hamilelik sırasında uterus boyutu ve ağırlığı artar (hamilelik ağırlığının 1000 grama ulaştığı ancak gebe olmayan ağırlığın yaklaşık 10 katıdır) ancak gebe kalmayan 50-100 g ağırlığa ulaştıktan sonra hızlı bir şekilde nüfuz eder. Bu sürecin brüt anatomik ve histolojik özellikleri, otopsi, histerektomi ve endometrial örneklerle incelenmiştir. Buna ek olarak, rahim ve serviksin boyutlarındaki azalma, manyetik rezonans görüntüleme, sonografi ve bilgisayarlı tomografi ile gösterilmiştir.

Doğumdan hemen sonra, uterusun ağırlığı yaklaşık 1 kg’dır ve boyu, 20 haftalık hamileliğin hacmine (umbilikus düzeyinde) yaklaşıktır.

lohusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Lohusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenler

  • Perineum

Perine hasarlıysa ve onarılırsa, analjezi gerektiren önemli miktarda ağrıya neden olabilir.  Perine ağrıyorsa, dikişleri kontrol etmek ve herhangi bir enfeksiyon bulgusu olup olmadığını kontrol etmek önemlidir. Bazen dikişlerin çıkarılması gerekebilir.

  • İdrar kaçırma

İdrarın tutulamaması meydana gelebilir (muhtemelen pudendal sinir morarma nedeniyle ikincil olabilir) ve zaman zaman kateterizasyona ihtiyaç duyulabilir. Kadınların yaklaşık% 50’si bazı üriner inkontinansı geliştirecek ve bu genellikle stres inkontinens şeklinde olmaktadır. Bu hamilelik sonrasında da devam edebilir. Pelvik taban egzersizleri öğretilmelidir.

  • Bağırsak problemleri

Kabızlık lohusalık dönemi için kısa süre sorun olabilir ve dışkı yumuşatıcıları kullanışlı olabilir.

  • Mastitis

Mastit, göğsün bir yerinden süt ekspres edilmemesi nedeniyle olabilir. Etkilenen tarafta beslenerek bu sütun en etkin şekilde boşaltılması, tüm sütlerin eksprese edilmesini sağlayarak tedavi edilebilir. Bazen bir meme absesi gelişir ve kesi ve drenaj gerektirir.

  • Sırt ağrısı

Bu, doğumdan sonra da devam edebilir ve kadınların yaklaşık üçte birini etkiler. Ağrı dikkate değer olabilir ve birkaç ay sürebilir – bazen çok daha uzun sürebilir.

  • Anemi

Bu yaygın bir durumdur ve kolayca göz ardı edilebilir. Ancak uzun vadede sorunlara yol açabilir ve lohusalık dönemini zorlayıcı olabilir.

  • Psikolojik problemler

Lohusalık döneminde, kadınların büyük bir kısmı geçici olarak üzgün, endişeli, sinirli ve duygusal hale gelir. Bunun kesin nedeni bilinmemektedir ve hormonal değişiklikler, annelik gerçeğine tepki ve annenin çocuğu bakım yeteneği hakkında şüpheler içerebilir. Semptomlar gidermezse kadın postnatal depresyon açısından değerlendirilmelidir.

  • Ciddi anne sağlığı sorunları

Kadınlar, gebe kaldıklarında ve daha sonra hayatlarının herhangi bir döneminde olduğundan daha şiddetli akıl hastalığı geçirme riski altındadır. Doğum öncesi depresyon yaşayan kadınların yaklaşık% 10-15’i doğumdan sonraki ilk yılda her an olabilir.

  • Postpartum psikoz:

Bu doğumdan sonra 1-2 / 1,000 kadını etkiler ve genellikle mani veya depresyon olarak görünür, ancak kadınlar bazen belirgin şizofreni ile başvururlar. Genellikle 5-15 günde başta karışıklık, endişe, huzursuzluk ve hüzünle başlar.  Lohusalık dönemi psikozu düşündüren semptomları olan kadınlar, değerlendirme için dört saat içinde ikincil bir zihinsel sağlık servisine sevk edilmelidir. Hastaneye yatış normaldir ve ideal bir uzman anne ve bebek birimi olmalıdır.

  • Doğum sonu kanama

Primer postpartum kanama, ilk 24 saat boyunca 500 ml’den fazla kan kaybı olarak tanımlanır:

  • Normalde, 200-600 ml kan, miyometrial geri çekilme öncesinde kaybolur; ayrıca güçlü uterus kontraksiyonları akışı durdurur.
  • Vakaların büyük çoğunluğu atonik uterus veya plasental kalıntılarla ilişkilidir. Geri kalanlar genital bölgede laserasyon, nadiren uterin rüptür veya kan koagülasyon defekti ile ilişkilidir.
  • Plasentanın hâlâ uterusta olduğu durumlarda tedavi, kordon çekişinin fundal basınç ile kombinasyonudur. Bu başarısız olursa, plasentanın genel anestezi altında manuel olarak çıkarılması yapılır.
  • Plasenta zaten atılmışsa, tedavi rahim, intravenöz (IV) ergometrine veya syntocinon veya misoprostol masajı, kan transfüzyonu, pıhtılaşma bozukluklarının düzeltilmesi ve bimanual kompresyonun uterusun içine alınmasını içerir; Acil ameliyat için tiyatroya transfer gerekebilir.

İkincil doğum sonrası kanama, 24 saat sonra doğumdan altı hafta sonraya kadar anormal kanamalara neden olur:

  • Tutulan plasental parça ve / veya kan pıhtıları (genellikle ultrason ile tespit edilir).
  • Serviks açıkken uterus genellikle iri ve hassastır.
  • Puerperal pyrexia

Puerperal pyrexia doğumdan sonraki ilk 14 gün boyunca 38 ° C veya daha yüksek sıcaklık olarak tanımlanır. Lohusalık dönemi için yaygındır. Alternatif olarak, meme enfeksiyonu veya idrar yolu enfeksiyonu olabilir.

anne karnında bebek gelişimi

Anne Karnında Bebek Gelişimi

anne karnında bebek gelişimi

Anne Karnında Bebek Gelişimi

Son yıllarda, araştırmacılar, anne karnında bebek gelişimi konusunda  bebeğin rahimde büyüdüğü ortamın çok önemli olduğunu keşfetti. Bazı etkiler açıktır. Örneğin, sigara içmek yıkıcı olabilir.  California-Irvine Üniversitesi’nden Curt A. Sandman, Elysia P. Davis ve Laura M. Glynn, annenin psikolojik durumunun gelişmekte olan bir fetüsü nasıl etkilediğini inceliyor. Bu çalışmada hamile kadınları işe almadan önce ve sonra depresyon açısından kontrol ettiler. Ayrıca bebeklerine doğumlarından sonra ne kadar iyi geliştiklerini test ettiler.  Bebekler için önemli olan doğanın doğum öncesi ve sonrası çevre tutarlılığıydı. Yani doğum öncesi ve sonrası sağlıklı olan anneler ile doğumdan önce anneler karşılaştırıldı. Bu aşamada anne karnında bebek gelişimi konusu incelendi.

Ortalama olarak 40 hafta süren gebelik, aslında 38 ila 42 hafta arasında herhangi bir yerde tamamlanabilir. Bu nispeten kısa sürede, tek bir döllenmiş yumurta büyür ve komple bir bebeğe dönüşür. İnsan bebeklerinin rahimdeki gelişimi üç trimestere bölünür.

Hafta hafta anne karnında bebek gelişimi

  • İlk üç aylık dönem

İlk üç ay boyunca veya annenin son adet döneminden itibaren 0 ila 13 hafta arasında gerçekleşen ilk üç aylık dönem. Bu sürecin ilk birkaç haftasında yumurta döllenir, bölünmeye başlar ve annenin rahmine implante olur. İmplantasyondan sonra, kalp, dolaşım sistemi ve sinir sistemi oluşmaya başladıkça, hücrelerin topu bir embriyo haline dönüşür. Özgün hücre topundaki hücrelerin bir kısmı, bebeği çevreleyen amniyotik kese ve bebek ile anne arasında kan alanından geçen plasenta ve göbek kordonu gibi destekleyici dokular haline gelir. Birinci trimesterin sonuna gelindiğinde, henüz hissedilmese de, uzuvlar, yüz özellikleri, cinsel organlar ve tüm büyük vücut yapıları oluşmuş ve bebek hareket etmeye başlamıştır. Bebek, bu aşamada embriyo çağrılmasından fetusa çağrılır.

  • İkinci üç aylık dönem

İkinci trimester, 14. haftada başlar ve 26. haftaya kadar sürer. Bu üç aylık dönem boyunca parmak izi, kirpikler ve tırnak gibi detaylar oluşur. Bebeğin bu üç aylık dönemde, lanugo adı verilen kılın ince bir kaplaması ve vernix olarak adlandırılan ve cenini çevredeki amniotik sıvıdan koruyan peynir benzeri bir madde gibi koruyucu kaplamalar oluşturur. Bebeğin uzanması ve daralması ve rahim içinde hareket etmesi için bebeğin hareketleri güçlenir.

anne karnında bebek gelişimi 1 ve 3 hafta

  • 1-3 Hafta

Hamilelik, son döneminizin ilk gününden itibaren yapıldığından, gebeliğin ilk iki haftasında, aslında hamile değilsiniz. Bebeğiniz ikinci haftanın sonunda düşünülür. Üç haftalık hamile kaldığınız halde, bebeğiniz gelişmenin ilk haftasında. Gebeliğin bu noktasında, döllenmiş yumurta çok küçüktür ve bir fetüs veya bebek gibi görünmemektedir. Döllenmiş yumurta aslında çok hücrelerin çoğalmasına ve hızla çoğalmaya devam ettiği bir gruptur. Döllenmiş yumurta, iki hücreli bir zigot, daha sonra dört hücreli bir zigot ve yaklaşık dört gün sonra bir blastosist vermek için birkaç saat içinde bölünür.

  • 4. Hafta

Hamileliğinizin bu noktasında büyüyen bebeğiniz çok küçük ve yaklaşık 1 mm uzunluğundadır. İmplante embriyo rahiminizin astarına gömülür ve amniotik boşluk oluşmaya başlar. Plasenta da oluşuyor ve gelişmekte olan bebeğinize oksijen ve besin maddeleri verecek. Bu hafta blastosist embriyoya dönüşmeye başladı. Embriyo, farklı doku türlerine sahip üç farklı tabakaya sahip olacak. İç tabaka akciğerler, karaciğer, sindirim sistemi ve pankreas oluşturacaktır. Orta tabaka iskelet, kaslar, böbrekler, kan damarları ve kalp olacak. Dış tabaka deriye, saçlara, gözlerin lenslerine, diş minesine ve sinir sistemine dönüşür.

  • 5. Hafta

Bebek geçen haftadan çok fazla büyümedi ve şu anda yaklaşık 1.25 mm uzunluğunda. Bu hafta başlarında, kalp olacak plaka gelişti. Bebeğinizin beyni, omuriliği, kasları ve kemik oluşumu da oluşmaya başlıyor. Bebeğin iskeleti de bu saatte oluşuyor. Embriyo, üst, alt, sol, sağ, ön ve arka ayrı bir organizasyona sahiptir.

  • 6. Hafta

Gebeliğin altıncı haftasına gelindiğinde, gelişmekte olan bebeğiniz 2-4 mm uzunluğundadır.  Gebeliğin 6. haftasından 10. haftasına embriyonik dönem denir. Bu, bebeğiniz için çok önemli gelişme dönemidir ve embriyo, şu anda gelişimsel engeller yaşamaktan daha çok etkilenir. Embriyo hala çok küçük olmasına rağmen, hızla büyüyor ve gelişiyor. Bebeğinizin erken beyin odaları oluşuyor ve gözler de oluşmaya başlıyor.

Bir ağız ve dil de dahil olmak üzere yüz özellikleri görülebilir. Gözlerin retina ve merceği var. Sindirim sistemi, midenin ve bağırsağın ilk hücrelerinden başlayarak şekillenmeye başlar. Yüzdeki özelliklerin, gözlerin ve kulakların gelişimine hazır küçük girintiler vardır. Çene ana hatları oluşmaya başlar.

  • 7. Hafta

Bu hafta bebeğiniz inanılmaz büyüme hızına sahip. Bu haftanın başında bebeğiniz yaklaşık 4 ila 5 mm arasında ve haftanın sonuna gelindiğinde ise 11 ila 13 mm arasında iki katına çıktı! Bebeğiniz yaklaşık 0.03 gram ağırlığındadır. Bebeğinizin bacağı ve kol tomurcukları artık uzundur ve ellerin ve ayakları olacak bölümlere ayrılmıştır. Eller ve ayaklar da parmakların ve ayak parmaklarının oluşmaya başlayacağı bir alana sahiptir. Hamileliğinizin bu noktasında, kalp vücuttan şişirilir ve sağ ve sol odalara ayrılmıştır. Beynin hemisferleri büyümeye devam ediyor ve akciğerlere giden hava geçişleri görülebiliyor. Bebeğin gözleri gelişiyor.

  • 8. Hafta

Hamileliğinizin ikinci ayında bittiğiniz bebeğiniz yaklaşık fasulye büyüklüğündedir ve yaklaşık 14-20 mm uzunluğundadır. Bebeğiniz bu ilk haftalar süresince harika bir oranda gelişiyor. Göz kapaklarının kıvrımları ve kulakları şekilleniyor. Bebeğinizin gözleri hala başının iki yanında birbirinden ayrıdır, ancak sonunda kendi merkezlerini oluştururlar. Burun ucu aslında bu sefer de mevcut. Ultrasonda kalpteki aort ve pulmoner kapakların mevcut olduğunu görebilirsiniz. Boğazdan akciğere geçen tüpler dallanıyor ve bebeğinizin gövdesi daha uzun alıyor ve düzleşmeye başlıyor. Sadece birkaç hafta önce, bebeğinizin kolları küçük tomurcuklardı. Şimdi dirsekler gerçekten var ve kollar ve bacaklar uzanıp daha da büyüdü. Parmaklar ve ayak parmakları da görünür hale geliyor.

Küçücük, sıvı dolu, amniyotik kese tarafından korunur. İçerde, çocuk yüzüp cömertçe hareket eder. Kollar ve bacaklar uzamış ve parmaklar görülebiliyor. Ayak parmakları önümüzdeki günlerde gelişecek. Göbek kordonu, bebeğinizin sistemini sizinkine bağlayan 3 kan damarı içerir. Büyük olan bebeğinize oksijen bakımından zengin kan verir. İki küçük kan damarı plasentaya kan döndürür. Bu kan oksijen bakımından zayıf ve atık maddelerle doludur. Doğumda göbek bağı iki ila dört metre uzunluğunda olabilir.

  • 9. Hafta

Bebeğiniz artık orta yeşil bir zeytin ebadıyla ilgilidir. Kalabalıktan başlayana kadar uzanan uzunluk 22-30 mm’dir ve bebek ağırlığı 0,12 gramdır. Bebek hala çok küçük olsa da, daha çok insana benziyor. Bebeğin sırtı düzeliyor ve kuyruk küçülüyor. Vücudunun geri kalan kısmı ile orantılı olarak, baş büyüktür ve öne doğru göğüs üzerine kavisli kalır. Baş dik ve boyun iyi gelişiyor. Bebeğinizin gözleri iyi gelişse de, bunlar bir membran kapakla kaplıdır. Gözler bir süredir açılıp kapanmaya başlamaz. Bebekler kaslar geliştikçe küçük hareketler yapmaya başlarlar. Bu erken hareketlerden hiçbirini hissetmeyeceksiniz, ancak bir ultrason sırasında bunları görebilirsiniz. Bu noktada kollar ve eller bacaklar ve ayaklardan daha hızlı ilerliyor.

anne karında bebek gelişimi nasıl başlar

  • Anne karnında bebek gelişimi: 10. Hafta

Bebeğiniz yaklaşık 5 gram ağırlığındadır ve küçük bir eriktir! Parmaklar ve ayak parmakları ayrıldı ve kuyruk şimdi ortadan kayboldu. Bebeğiniz bu noktada tat ve diş tomurcukları taşıyor ve bu da gelişmeye devam edecek. Beyin inanılmaz bir hızda büyümeye devam edecek ve dakikada yaklaşık olarak çeyrek milyon yeni nöron üretiliyor! Embriyonik kalp tamamen gelişmiştir. Dış genital organ önümüzdeki haftaya kadar belirgin değil, ancak erkek testisleri zaten testosteron üretiyor olacak.

  • 11. Hafta

Fetusun ağırlığı bu noktada yaklaşık 8 gramdır. Bebeğinizin büyümesi olağanüstüdür ve bebeğinizin uzunluğu önümüzdeki üç hafta içinde iki katına çıkacaktır. Bu, embriyonik dönemin son haftası. Bundan böyle, bebeğe bir fetüs denir. Bebeğinizin tırnakları bu hafta belirir! Dış genital organlar ayırıcı özelliklerini göstermeye başlıyor ve erkek ya da dişi gelişimi üç hafta içinde tamamlanacak. Plasentanın kan damarları, bebeğinize büyümek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini ve oksijeni sağlamak için artar. Bebeğinizin kulakları yavaş yavaş boynundan başının yanlarına doğru ilerliyor. Bebeğinizin karnının içinde, bağırsaklar gelişiyor. Bağırsaklar o kadar büyük ki, bazıları göbek bağı içine giriyor ve önümüzdeki bir iki hafta içerisinde karnına dönecekler.

Anne sütü için bir hazırlık olarak, bebeğiniz artık yutmayı öğrendi. Bebekler uterusta amniotik sıvı yutarlar.

  • 12. Hafta

Sadece üç hafta içinde, bebeğinizin boyutu iki katına çıkmış ve çok daha insana benzemeye başlıyor. Bebeğinizin iskelet sistemi artık kemik oluşumunda merkezlere sahiptir. Sindirim sistemi, yiyecekleri bağırsaklardan iten kasılmalar yapabilir ve aynı zamanda şekeri emebilir. Hipofiz bezi hormonları üretmeye başlar. Muhtemelen şu anda bir Doppler ile bebeğinizin kalp atışını duyabiliyorsunuz! Bebeğiniz refleks geliştirir ve cilt çok duyarlıdır. Beyin tamamen oluşur ve çocuk acıyı hissedebilir. Bebeğin baş parmağını bile emmesi mümkündür. Göz kapakları şimdi gözleri kaplar ve hassas optik sinir liflerini korumak için yedinci aya kadar kapalı kalır.

  • 13. Hafta

Bebeğiniz 14-20 gram ağırlığındadır. Bebeğinizin kemiklerini oluşturacak olan doku, özellikle baş ve uzuvların etrafına yerleştirilir. Burun ve çene daha belirgin hale geliyor. Bebeğinizin göz kapakları bir araya gelir ve kaynaşırlar ve neredeyse dört aydır yeniden açılmazlar. Gözler bebeğinizin kafasının yanında başladı ve şimdi yüzünde birbirine yaklaşıyorlar. Kulaklar başın iki yanında normal pozisyonlarına gelir. Rahmin dışında incelendiğinde, şu anda erkek ile kadın arasındaki farkı bulabileceksiniz. Yirmi dişin tümü için dişler diş etlerinde oluşur ve ses telleri oluşmaya başlar.

  • Anne karnında bebek gelişimi: 14. Hafta

Şu anda, bebeğinizin yüzü daha da gelişiyor. Burnunun yanakları ve köprüsü görünür ve kulakları boynunun kenarından kafasının üst kısmına doğru ilerler. Gözler birbirine yaklaşmaya devam ediyor. Bu haftadan itibaren büyük bir gelişme, lanugo’nun gelişmesidir. Lanugo neredeyse bütün bebeğinizin üzerinde büyüyen ince saçtır. Saçlar cildi tahriş eden pervanelerde büyür. Bu desenler daha sonra bebeğinizin parmak izlerine yol açar. Lanugo doğumdan önce dökülecek ve daha kalın, daha kaba kıllarla değiştirilecektir. Bebeğinizin tiroid bezleri olgunlaştı ve hormon üretmeye başladı. Bebeğiniz bir çocuk ise, prostat ortaya çıkar ve yumurtalıklar karnından bebek kızların pelvisine iner. Bebeğinizin kaşları var, ancak kirpikler yok. Hafif, hafif saçlar da büyümeye başlar.

  • 15. Hafta

Bebeğiniz inanılmaz bir hızda büyüyor ve her gün bir insan gibi görünüyor. Bebeğinizin cildi çok ince olduğu için cilt yoluyla kan damarlarını görebilirsiniz. Lanugo saçları bebeğinizin vücudunu örter, ancak bebeğiniz doğduğunda gitmiş olacak. Kaşların ve kafa üzerindeki saçlar büyümeye devam ediyor. Bazı bebekler az ya da hiç saçları olmadan doğarlar ve diğerlerinin başı saçlarla doludur! Bu noktada bir ultrasonunuz varsa, bebeğinizin baş parmağını emmesini görebilirsiniz. Gözler yüzün önüne doğru ilerlemeye devam etse de, hala geniş bir şekilde ayrılmış durumda. Bebeğinizin kulakları normal kulaklara benzer ve harici olarak gelişmeye devam eder. Zaten oluşmuş kemiklerin sertleşmeye devam etmesi ve kalsiyumun tutulması. Bu noktada bebek çok hareketli ve esnektir. Kollarını dirsek ve bilekte bükebilir ve elleriyle yumruk atabilir.

hafta hafta anne karnında bebek gelişimi

  • 16. Hafta

Bu sefer bebeğiniz başını dik tutuyor. Kasları geliştiği için şimdi bazı yüzler çıkarabilir. Bebeğiniz gözlerini kısıp ağzını açabilir. Bebeğinizin tırnakları iyi oluşturulmuş durumda ve bacaklar kollardan daha uzundur. Bebeğiniz şimdi iyi hareket ediyor, hareketlerini hissetmeye başlayabilirsiniz.

  • 17. Hafta

Bebeğinizin ağırlığı iki haftada iki katına çıktı ve şimdi yaklaşık 3,5 gram ağırlığında! Bu hafta yağ oluşmaya başlar ve doğumuna kadar bu şekilde devam eder. Yağ vücudun ısı üretimi ve metabolizması için önemlidir. Parmak izleri şimdi oluşuyor.

  • 18. Hafta

Bebeğiniz büyümeye ve gelişmeye devam edecek, ancak hızlı büyüme bir süre yavaşlayacaktır. Bu süre zarfında, bebeğiniz dış dünyaya daha duyarlı hale gelir.

  • 19. Hafta

Bebeğiniz yaklaşık 7 gram ağırlığındadır ve şimdi ve doğum arasındaki ağırlığını 15 kattan fazla arttıracaktır! Bebeğinizin büyümesi ve gelişmesinin en şaşırtıcı yönlerinden biri fetüs beyinidir. Bebeğinizin beyni görünmesi gereken ilk organlardan biridir. Bebeğinizin büyük boy başı beyninin gelişimindeki önemini gösterir. Kasları beyne bağlayan sinirler yerine oturduğu için, bebeğinizin hareketleri bilinçli bir şekilde yönlendirilir. Bebeğinizin kulakları başın iki yanından öne çıkıyor ve bebeğinizin daimi dişleri için tomurcuklar görünüyor.

  • 20. Hafta

Fetüs yaklaşık 9 gram ağırlığındadır. Bebeğinizin derisi bu hafta yoğunlaşmaya başlar ve dört kat gelişir. Bebeğinizin sebase bezleri vernix caseosa adı verilen mumlu bir madde salgılar. Bebeğiniz bu balmumu ile doğar ve hamur gibi görünür. Vernix caseosa çok önemlidir, çünkü fetusun kırılgan cildini amniotik sıvıya daldırmadan korur. Lanugo kıllar vernix caseosa’yı yerinde emniyet altına alıyor ve kaşların etrafında kalın. Saç derisi saçları ve ayak tırnakları bu noktada oluşmaya başlamıştır.

Anne karnında bebek gelişimi: Üçüncü trimester

Hafta 27’den gebeliğin sonuna kadar üçüncü trimester sayılır. Bu aşamada, tüm önemli gelişmeler tamamlanmış ve bebek üçüncü trimesterin başlangıcında bile, rahim dışında kalabilir. Bu üç aylık dönem boyunca, beyin gelişmeye devam eder, kemiklerde kalsifiye başlar ve akciğerler olgunlaşır. Akciğerlerinde ve dışındaki amniyotik sıvının hareket ettirilmesi ile fetus, zaman zaman hıçkırık oluşacaktır. Bebeğin aynı zamanda cildini dolduran ve daha az kızarıklık ve buruşukluk kazandıran yağ hızla koyacağı ve ikinci trimesterin başından bu yana kapalı olan gözlerini açacağı belirtildi. Üçüncü trimesterin sonunda, bebek başını çevirip yaklaşan doğumuna hazırlanır.