NE ZAMAN TÜP BEBEK MERKEZİNE GİTMELİYİM

Sevgili anne ve baba adayları

Tüp bebeğe ne zaman başvurmalıyız

Öncelikle anne baba olmaya çiftler eşli olarak karar vermelidir.
Tüp bebek yöntemi kimi zaman uzun meşakkatli ve maddi anlamda özveri gerektiren bir yolculuktur.
Dünya sağlık örgütüne göre bir yıl boyunca korunmaksınız çocuk sahibi olamayan çiftlere infertil denilmektedir. Böyle bir durumda  Çiftimiz hemen kısırlık alanında uzmanlaşmış hekimlere danışmalıdır.
Hekim öncelikle erkekten sperm tahlili ister. Bu basit yöntemle erkeğe ait sorun varsa tespit eder. Daha sonra kadının adet döngüsünü sorar, gerekli görülürse kadından hormon analizi ister.
 Ancak belli durumlarda tüp bebeğe hemen başvurmak gerekir. Bunlar ;

Kadınlar için yaş çok önemli bir kriterdir.

Yaşla birlikte over rezervi azaldığı için kum saati kadının aleyhine çalışmaya başlar

Kadında:

  • 35 yaş altı 1 yıl deneme süresi
  • 35 yaş üstü 6 ay deneme süresi
  • 40 yaş ve üstü hemen  ilgili merkezle başvurmalı
  • Hipo-hipo (ilaçla adet görüyorsa)
  • Düzensiz adet döngüsü,  kilo ve aşırı kıllanma problemi varsa (PCOS)
  • Ailesinde Erken menopoz hikayesi varsa
  • Tüplerde tıkanıklık varsa
  • Endometriyosiz
  • Genetik hastalık varsa
  • Vajinismus

Erkekte:

  • Düşük sperm sayısı
  • Düşük sperm hareketi
  • Düşük sperm morfolojisi
  • OAT Oligoastenoteratozoosperia bunların her üçününde olması
  • Varikosel
  • İnmemiş testis
  • Kabakulak hastalığı gibi ateşli hastalık geçirmişse
  • Erken boşalma sıkıntısı varsa
  • Kanser tedavisi görüyorsa
Bu durumlarda hemen bir merkeze başvurmalıdır

Yumurta Dondurmada Ne Aşamadayız?

Dünyada, yumurta dondurma işleminde doğan ilk çocuk, 1986 yılında Avustralya’da Chen ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiş olalı 32 sene olmuştur. Sonrasında bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalar hızlanmış olup, diğer taraftan kanuni zemini ve etik kuralları tartışılmıştır.

Günümüzde yumurta dondurma teknikleri geliştirilmiş ve başarı oranları artırılmıştır. Bu sebeple yasal düzenlemeleri de yapılmış olan yumurta dondurma işlemi çeşitli tıbbi zorunluluklar durumunda ülkemizde de yapılmaktadır.

 

KİMLERE UYGULANIR

  • Yumurtalık kanseri teşhisi konmuş hastalara kemoterapi öncesi yumurta dondurma işlemi yapılır. Böylelikle yumurtaları kemoterapinin yan etkilerinden etkilenmez

 

  • Erken menapoz teşhisi konan hastalarda yumurtalıklarındaki yumurta sayısı erken yaşlarda duracağından tedbir amaçlı yumurtaları dondurulur.

 

  • Yumurtalık rezervini etkileyecek ameliyatlar öncesi dondurulabilir.

 

YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ

Bu işlemde, öncelikle aynı tüp bebek tedavisinde olduğu gibi yaklaşık 10 günlük bir tedavi ile  yumurtalar olgunlaştırılır ve ultrason altında toplanırlar.

Sonrasında yumurtalar dondurma işlemine hazırlanarak ileri ki yıllarda tekrar kullanılmak üzere -196 derecede sıvı azot içerisinde özel sıvı azot tanklarında  saklanırlar.

Tekrar kullanılacağı zaman çözülen yumurtalar mikroenjeksiyonla döllendirilip embryo haline getirilirler ve annesine transferleri yapılır.

Genel olarak yavaş ve hızlı dondurma tekniği olarak 2 yöntem mevcuttur. Hızlı dondurma yöntemi(vitrifikasyon) son yıllarda geliştirilmiş olan bir yöntemdir.

Hızlı dondurma tekniğinin başarı oranları daha yüksek olduğu için bir çok tüp bebek merkezi bu yöntemi tercih etmektedir.

Merkezimizde de yumurta dondurma işlemi başarıyla uygulanmaktadır.

 

 

Sperm sayısını artıran besinler nelerdir?

Dünya genelinde kısırlık büyüyen bir problemdir.

Toplumda her 6 çift den birini etkilemektedir ve araştırmacıların tahminine göre kısırlık problemi olan her 3 kişiden birinde sorun tamamen erkek faktörüdür.

Kısırlık problemi her zaman kendiliğinden çözümlenemesede, sağlıklı bir diyet, vitaminler ve yaşam tarzını değiştirme sorunun çözümüne yardımcı olur.

Sperm azlığının bir çok nedeni olabilir. Bunlar genetik faktörler, varikosel, enfeksiyon, tümör, hormon dengesizlikleri gibi tıbbi nedenler olabileceği gibi, endüstriyel kimyasallar,  ağır metaller, çok sık radyasyona ve yüksek ısıya maruz kalmak gibi çevresel nedenler olabilir.

Tüm bunlara ilaveten sigara ve alkol kullanımı, steroid ilaçlar, mesleki durumlar(kamyon şoförü, fırın işçisi vs), stres ve aşırı şişmanlık gibi yaşam tarzımıza göre durumlar, sperm sayısını azaltan faktörler arasında sıralanabilir.

 

SPERM SAYISINI ARTIRAN YİYECEKLER

Her gün 1 bardak Nar suyu içmek spermin kalitesini ve hareketliliğini artırmaktadır.

Çok kuvvetli bir anti oksidan olan Nar, serbest oksijen radikallerin sebep olduğu hücre hasarı ve DNA hasırını nötralize etmede çok kuvvetlidir. Vitamin C den yüksek olması nedeniyle virus ve bakterilere karşı etkilidir.

E vitamini bakımından  çok zengin olan  Keçi Boynuzunun sperm hareket ve sayısı üzerine artırıcı etkileri vardır.

 

L-Carnitine bakımından zengin kuzu eti sperm fonksiyonları ve üretimi açısından faydalıdır.

Folik asit ve demir açısından zengin ıspanak sperm konsantrasyonunu ve gelişimini artırır.

 Likopenden zengin domates ve benzeri kırmızı sebzelerin üretimi üzerine faydaları vardır. Mutlaka mevsiminde tüketilmelidir. Mevsim kurutmasıda tercih edilebilir.

A vitamininden zengin havuç sperm oluşumu için gereklidir.

A,B1 ve C vitaminlerinden ve potasyumda zengin olan muz bromealin enzimi de içerir. Sperm fonksiyonları ve üretimi için faydalıdır. Özellikle yerli muz tercih edilmelidir.

Omega-3 bakımından zengin Somon balığı sperm sayısını artırma konusunda etkindir.

Akdeniz mutfağının tercihi olan istiridye yoğun çinko içerir. Sperm üretimi konusunda etkilidir.

          Diğer taraftan bu konularla ilgili yapılan son çalışmada, beslenme tarzını Akdeniz mutfağına çeviren, 37 yaş altı kadınlarda, 2 ay içerisinde gebe kalma konusunda 2,7 kat artış olduğu gösterilmiştir (Karayiannis, 2018)

Sperm DNA Fragmantasyon testi

          Erkek infertilitesinin değerlendirilmesinde sperm DNA fragmantasyonu(SDF) testi önemli bir araçtır.

          Son 10 yılda, erkek kısırlığı üzerine yapılan yoğun çalışmalar neticesinde konuya hakimiyet artmıştır. Kanıta dayalı tıbba göre hastanın değerlendirilmesi ve tedavisi için yapılan bir takım testler vardır ki bunların en bilineni spermiogram testidir.

          Bu testlere göre erkek gametlerinin(sperm hücreleri) fonksiyonunu yerine getirip getirmediği konusunda bilgiler edinilmektedir.

          Günümüzde standart sperm testlerinin erkek kısırlığı tanısı koymada yetersiz kalabileceği fark edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün(WHO) belirlemiş olduğu spermiogram referans değerlerine her ne kadar yeni güncellemeler yapılmış olsa da, spermiogram testi teşhis koymada yetersiz kalabilmektedir.

          Bunu, spermiogram değerleri normal olan, sağlıklı olduğu kabul edilen erkeklerin %30 unun çocuk sahibi olamamasından anlıyoruz(Gelbaya TA,2014).

             Diğer fonksiyon testlerinden farklı olarak sperm DNA fragmantasyonu testi, sperm DNA bütünlüğü hakkında ve dolayısıyla oluşacak olan embryonun sağlıklı gelişip gelişemeyeceği hakkında çok önemli bilgiler verir. Sebebi bilinmeyen kısırlık teşhisi konan hastaların %80 ininde SDF indexi çok yüksek bulunmuştur (Simon L,2013).

KİMLERE SPERM DNA FRAGMANTASYON TESTİ YAPILIR ?

1) Varikosel Hastaları

2) Tekrarlayan Düşüğü olan hastalar

3) Sebebi bilinmeyen infertilite hastaları

4) Çoklu başarısız tüp bebek denemesi olan hastalar

5) Tüp Bebek denemesi olup da gebe kalan fakat düşük yapan hastalarda

 

yapılmasını tavsiye ediyoruz.

Merkezimizde de “Sperm DNA Testi” uygulaması yapılmaktadır.

hamile kalma dönemleri

Hamile Kalma Dönemleri Nelerdir?

hamile kalma dönemleri

Hamile kalma dönemleri hesaplama kadınların hamile kalmak için başvurdukları en önemli hesaplamalardan biridir. Hamile kalma zamanı belirleyerek cinsel ilişkiye girerek çok daha yüksek bir şans elde edilebilir. Bunun için öncelikle kadının adet döngüsünü çok iyi takip ediyor olması ve adet dönemlerini eksiksiz olarak not ediyor olması gerekir. Çünkü hamile kalma dönemi hesaplamasında bu tarihler çok önemlidir.

Hamile kalma dönemi hesaplama

Kadınlarda yumurtlama ile yumurta bırakılması, adet döneminin belli günlerinde gerçekleşir. Bu nedenle kadın vücudunda hamile kalma yeteneği her zaman mevcut olmaz. Adet kanamasının başladığı ilk gün, o kadına ait adet döngüsünün başlangıcı, yani ilk günü olarak kabul edilir. Kadında bir adet döngüsü bir sonraki  adet kanaması başladığı zaman son bulur, yeni adet döngüsü başlar şeklinde kabul edilir.

Hamile kalma dönemi olarak en uygun zaman adet döngüsünün tam ortasına gelen zamandır, yani ayda bir  kez düzenli sorunsuz adet gören bir kadında adet kanaması başladıktan yaklaşık 14-15 gün sonrasına denk gelmektedir. Adet dönemi araları bir aydan daha uzun zaman olan kadınlarda, eğer bir sonraki adet kanamasının başlayacağı tarih önceden tahmin edilebiliyorsa, yumurtlama tarihi de adet kanaması başlamadan 14 gün öncesi döneme denk gelecek şekilde hesaplanabilir.

Kadında yumurtlama dönemine yakın bu günlerde rahim ağzı (serviks) ve vajina salgılarında yoğun bir artış gözlemlenebilir. Kadında vajinadan rahim bölgesine kadar bir yumurtanın ve spermin uygun şartları elde edip döllenebilmesi için her türlü detayı hazırlar.

Hamile kalma günleri testi var mıdır?

Hamile kalma dönemi için en uygun günler yumurtlama zamanına en olan yakın günlerdir. Yukarıda anlatılan şekilde takip ederek kendiniz belirleyebileceğiniz gibi, çeşitli web sitelerinde yer alan otomatik hamile kalma dönemi hesaplayıcı ile yumurtlama gününüzü hesaplayabilirsiniz. Ancak kesin bilgi edinmek için mutlaka kendi doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın. Yumurtlama gününün 3 gün öncesi ile 3 gün sonrası arasında gün aşırı periyodlarla cinsel ilişkiye girerek, hamile kalma şansınızı arttırabilirsiniz. İlişkiden sonra yaklaşık 15 dakika kadar sırt üstü uzanarak bacaklarınızı havada tutmanız da ayrıca tavsiye edilir. Ayrıca her gün ilişkiye girme konusu da tavsiye edilmemektedir çünkü her gün ilişkiye girmek de ters etki yaratabilir. Bu durumda sperm sayısı azalır, o nedenle gün aşırı ya da 2 günde bir şeklinde daha faydalı sonuçlar alınabilir.

Hamile kalma dönemi için adet bitiminden bir gün sonrası dahil midir?

Regl yani adet döneminden sonra gireceğiniz her ilişkide, hamile kalma için uygun dönemdesiniz demektir. Eğer henüz bebek sahibi olmak istemiyorsanız, bu dönemlerde mutlaka doğum kontrol yöntemlerini kullanmalısınız. Bebek sahibi olmayı düşünüyorsanız da bu dönemleri verimli şekilde değerlendirmelisiniz. İster hamile kalmak isteyin, isterseniz gebelikten korunmak isteyin; her iki durumda da adet döngünüzü kesinlikle takip ediyor olmalısınız. Bu şekilde hamile kalma için en verimli dönemi belirleyebilirsiniz.

Adet kanamasının ardından hamilelik elde edilmesi için, yumurtlama sonrasında 48 saat içinde ve hemen sonrasındaki günlerde, yumurtanın sperm ile bir araya gelmesi için uygun bir zaman dilimidir. Kısaca hamile kalma dönemi için adet bitiminden bir gün sonrası da dahil olmaktadır.

Ayrıca şunu da unutmayın ki, her kadının adet döngüsü farklıdır ve metabolizması da farkıdır. Bu nedenle kendi döngünüzü başkalarıyla asla kıyaslamayın ve kendi düzeninizi kendiniz oluşturun. Bu şekilde hamile kalma olasılığınız daha da artacaktır. Tabii konu ile ilgili kesinlikle doktorunuzla da iletişim halinde kalmalısınız.

kan uyuşmazlığı

Kan Uyuşmazlığı Nedir?

kan uyuşmazlığı

Kan grubunun ana maddesi olan Rh faktörü, alyuvarlarda bulunan spesifik bir  proteine göre tanımlanır. Çoğu insanın kanında alyuvarlarında bu spesifik protein zaten bulunur ve bu tip kan grupları da Rh + (pozitif) olarak adlandırılır. Alyuvarlarında bu spesifik proteini taşımayan kişilerin kanı ise  ise Rh – (negatif) kan grubu olarak tanımlanır.

Kan grubunda Rh faktörünün türünün önemi, bu spesifik proteini alyuvarlarında taşımayan biri yani Rh – kanı, taşıyan biri olan Rh + kanıyla bir araya gelirse, RH – tanımadığı bu spesifik proteini zararlı bir atak olarak görmekte ve bir mikropmuş gibi davranarak savunma sistemini savaşa çağırmaktadır. Rh faktörü proteinine karşı savaşmak için de kanda antikor üretilir. Bu duruma “kanda duyarlılık” yani halk arasında bilinen haliyle kan uyuşmazlığı denir.

Kan uyuşmazlığının en belirgin şekilde karşılaşıldığı dönem, maalesef gebelikte yaşanır. Rh- kanı olan bir anne, babadan RH + almış ve de karnında Rh + kanı olan bir bebek taşıyorsa, kanda duyarlılaşma yaşanma ihtimali bulunur. Eğer anne Rh -, baba Rh + faktör ise, bebek de %75 ihtimalle Rh + faktörlü bir kan grubundan olacaktır. Bu kan grubunda yaşanacak olan değişiklik, annenin vücudunu kanda duyarlı duruma sokabilir. Yani, annenin kanı bu yabancı proteine karşı antikor üretip, onu yok etmek için savaşmaya başlar. Annenin oluşturduğu antikorlar, bebeğin alyuvarlarına saldırı başlatınca, bebeğin kan hücreleri yok olur. Bu durum bebekte ciddi  oranda kansızlık, beyin hasarı ya da doğum sırasında ölüme bile neden olabilir.

Kan uyuşmazlığı tedavisi nasıl yapılır?

İlk doğum, kürtaj olması ya da düşük yaşayan bir annenin kanı, bebeğin kanı ile karıştığı için ikinci doğumda kesinlikle önceden tıbbi açıdan hazırlıklı olunmalıdır. Bu tip vakalar için özel olarak hazırlanan bir serum olan “Anti-D İmmun Globulin” anneye ilk doğumdan hemen sonra ya da kürtaj ve düşükten hemen sonra dozlar halinde yapılmaya başlanmalıdır.

Anti-D İmmun Globulin serumu hemen kana karışır ve bebeğin kanından annenin kanına geçen D proteini ve Rh (+) kan hücrelerini, henüz annenin vücudunda bağışıklık sistemi savaşı başlamadan, antikor üretilmeden ortadan kaldırır. Bu durumda annenin kanı bu durum karşısında antikor üretmez ve ikinci gebelik sırasında da yeni bir sorun yaşanmaz.

Kan uyuşmazlığı gebelikte öne çıkan önemli bir sağlık sorunudur ve mutlaka ilk doğumdan itibaren kontrol altında tutulmalı ve tedavi süreci aksatılmamalıdır.

Kan uyuşmazlığı testi var mıdır?

Kan uyuşmazlığı testi şu şekilde vardır diyebiliriz. Kan uyuşmazlığı zaten kan grubunu belirleyen basit bir kan tahlilinde çıkacaktır. Kan uyuşmazlığı ile ilgili antikor araştırması yapılan asıl testin adı Indirect Coombs Test, kısaca ICT dir. Kan uyuşmazlığı olan çiftlerin gebelik yaşamaları durumunda tanıyı netleştirmek için annenin kol damarından kan alınarak yapılır. Asıl amaç kan uyuşmazlığı ile ilgili olarak anne ile bebek arasındaki durumu araştırmaktır. Kan uyuşmazlığı olduğu zaten kan grubu belirleme testinde anlaşılır. Anne Rh (-), baba Rh (+) olan durumlarda hamilelikte kan uyuşmazlığı var demektir.

Gebeliğin ilk döneminde yapılır. Sonuç negatif çıkarsa 20. haftadan sonra test yenilenir. Negatif sonuç zaten antikor olmadığını belirtir. 28. haftada test yenilenmelidir. Testin pozitif çıkması ise antikor mevcudiyetini belirtir ve önlem alınması gerekir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi ne zaman vurulur?

28. gebelik haftasında ICT testi negatif çıkarsa, anneye 300 microgramlık Rh immunglobulin iğnesi yapılmalıdır. Doğum sonrasında bebeğin kan grubu da RH (+) pozitif ise doğumdan itibaren 72 saat içinde tekrar kan uyuşmazlığı iğnesi yapılmalıdır.

gebelikte tiroid bozukluğu

Gebelikte Tiroid Bozukluğu

gebelikte tiroid bozukluğu

Tiroid hastalıkları hipertiroidi ve hipotiroidizm gebelikte göreli olarak görülür ve tedavisi önemlidir. Tiroid, vücudunuzdaki metabolizma (vücudunuzun enerji kullanma şekli), kalp ve sinir sistemi, ağırlık, vücut ısısı ve vücudun diğer birçok işlemi düzenleyen hormonları serbest bırakan boynunuzun önünde bulunan bir organdır.

Gebelik süresince daha önce anne adayında görülebilen hipertiroidi veya hipotiroidizmi söz konusu ise özellikle hamilelik sürecinin ilk üç aylık döneminde, bu durumları kontrol altına almak adına daha fazla ve kontrollü olarak muayenelere ihtiyaç duyulabilir. Çeşitli durumlarda hamileliğin ilk trimestrde hipertiroidi benzeri belirtilerin yaşanmasına yol açabilir. Bu belirtiler; Çarpıntı, kilo kaybı ve sürekli kusma olarak sayılabilir. Belirtiler yaşanırsa, doktorunuza danışmalısınız. Hamilelikte tedavisi yapılmamış olan tiroid hastalıkları, prematür doğum, preeklampsi (kan basıncında ciddi bir artış), düşük ve düşük doğum ağırlıklarına yol açabilmektedir. Hipotiroidizm ya da hipertiroidi geçmişi mevcut ise zaman kaybetmeden doktorunuzla konuşmanız önem teşkil eder, bu sayede gebelik daha sağlıklı ve kontrollü geçebilir.

Gebelikte tiroid bozukluğu belirtileri nelerdir?

Hipertiroidi belirtileri ise;, artan kalp atış hızı, aşırı hava sıcaklıklarına karşı duyarlılık ve yorgunluk gibi sağlıklı bir gebeliğin belirtilerini taklit edebilir. Hipertiroidi için diğer belirtiler ise;

  • Düzensiz kalp atışları
  • Aşırı sinirlilik durumları
  • Şiddetli bulantı ve kusmalar
  • Hafif titreme hissi
  • Uyku bozuklukları
  • Aşırı kilo alımı ya da aşırı kilo kaybı
  • Hipotiroidi

Diğer belirtiler ise:

  • Kabızlık sorunları
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Hafıza problemleri
  • Soğuk sıcaklıklara duyarlılık
  • Kas krampları

Hamilelikte tiroid hastalığının nedenleri

Hamilelik döneminde maternal hipertiroidinin en bilinen sebepleri arasında otoimmün bozukluk olan Grave hastalığı gelmektedir. Bu bozuklukta vücut, tiroid stimüle edici immünoglobülin (TSI) adı verilen ve tiroid hormonunun çok fazla tiroid hormonu üretmesine neden olan bir antikor (vücut tarafından üretilen, bir virüsün veya bakterilerin istila ettiği düşüncesiyle üretilen bir protein) yapar.

Hipotiroidinin en yaygın nedeni Hashimoto tiroiditi olarak bilinen otoimmün bozukluktur. Bu durumda vücut yanlışlıkla yeterli tiroit hormonu yapmak için yeterli hücre ve enzim içermeyen tiroid bırakarak tiroid bezi hücrelerine saldırır.

Gebelikte tiroid hastalığının teşhisi

Gebelikte hipertiroidizm ve hipotiroidizm, tiroid uyarıcı hormon (TSH) ve tiroid hormonları T4 düzeylerini ölçmek için semptomlar, fizik muayene ve kan tetkiklerine dayanarak ve hipertiroidide T3 için de teşhis konur.

Gebelikte tiroid hastalığının tedavisi

Hipertiroidi tedavisi gerektiren kadınlar için, tiroid hormonlarının üretimine müdahale eden antitiroid ilaçlar kullanılır. Bu ilaç genellikle ilk trimesterde propiltioürasil veya PTU’dur ve – gerekirse ilk trimesterden sonra da metimazol kullanılabilir. Kadınların bu ilaçlara cevap vermediği veya terapilerden yan etkileri olan nadir vakalarda, tiroidin bir bölümünü çıkarmak için ameliyat gerekli olabilir. Hipertiroidi, doğumdan sonraki ilk üç ayda daha da kötüleşebilir ve doktorunuz ilaç dozunu artırması gerekebilir.

gebelikte fazla kilo alımı zararlı mı

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Zararlı mı?

gebelikte fazla kilo alımı zararlı mı

Hamilelik öncesi vücut kitle indeksi (BKİ) 25 ile 29,9 arasında ise aşırı kilolulu olma durumu söz konusu olur. (Vücut kitle indeksi, boyunuz ile kilonuz arasındaki ilişkiyi yansıtır ve vücut yağının bir tahmini anlamına gelir.) Vücut kitle indeksi 30 veya daha büyükse, obez teşhisi koyulmaktadır.

Gebelik sırasında ne kadar kilo almalıyım?

Gebelik döneminde ne kadar kilo alınacağı, gebelikten önceki kiloya bağlıdır.

BMI’niz 25 ila 29.9 ise: Hamileliğinizin sonunda 15 ila 25 kilo alınabilir, ikinci ve üçüncü trimesterlerinizde ayda yaklaşık 2 ila 3 kilo almanız normal sayılmaktadır.

BMI’niz 30 ya da daha yüksekse: Hamilelik dönemi boyunca yalnızctavsiye edilen sınırlar dahilinde kalanlara göre% 50 oranında gestasyonel diyabet gelişme ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkmıştır.

Hamilelik sırasında kilo vermek için diyet yapmalı mıyım?

Hamilelik döneminde kesinlikle diyet yapılmamalıdır. Yiyecek alımını kısıtlamak, siz ve gelişmekte olan bebeğiniz için potansiyel olarak hayati risk taşır. Ancak birçok artı boyutu kadın gebelik sırasında diyet yapmadan kilo alırlar. İlk üç aylık dönemde, sabah bulantılarının sonucu olarak kilo vermek çok yaygındır: Mide bulantısı iştahınızı azaltabilir ve kusma kalorileri atlamanıza neden olabilir. Ancak öyle olsa bebeğiniz gerekli tüm kaloriyi alacaktır. Aşırı kilolu kadınlar depolanmış yağda fazladan bir kalori rezervine sahiptir, bu nedenle bebeğiniz büyüdükçe, başta biraz kilo vermek veya kaybetmek zararlı değildir. Neyin iyi olmadığı kilo vermektir çünkü kasıtlı olarak kalori kesiminde bulunuyorsunuz (ve dolayısıyla besleyicileri sınırlamaktasınız).

Fazla kilolu veya şişman iseniz kilo almaya nasıl devam edebilirsiniz?

Egzersiz yapmak ve sağlıklı yiyecekleri yemeniz size kilo alma hedefleriniz konusunda yardımcı olabilir ve her ikisi de hamileliğinizi olumlu şekilde etkiler, gestasyonel diyabet ve preeklampsi gibi gebelik sorunlarınız riskini azaltabilir. Ayrıca hamilelikte ve sonrasında kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olurlar.

  • Sağlıklı bir hamilelik diyetine başlamak

Araştırma, planlama ve izleme, gebelik sırasında iyi yemenizi ve gebelik beslenmesinin yedi prensibini izlemenize yardımcı olur.

  • Düzenli egzersiz

Egzersiz için göreceli olarak yeni biriyseniz, yeni başlayanlar için hamilelik egzersizi ile başlayın. Yürüyüş, yüzme ve düşük etkili aerobik gibi düşük etkili egzersizden yararlanabilirsiniz. İlk önce doktorunuzla konuşmadan egzersiz rejimine başlamayın. Ve güvenli gebelik egzersizi kurallarına uyduğunuzdan emin olun. Bazı kadınlar, sağlıklı diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri yaparsa gebelik sırasında kilo verirler; bu durum size doktorunuzla birlikte gelmeyi seçtiğinizden emin olun.

Fazla kilo almanın gebelikte yarattığı riskler:

  • Daha az doğru ultrason sonuçları:

Aşırı kiloluysanız ve vücutta fazla yağ varsa, doktorunuz ultrason incelemeleriniz sırasında bebeğinize bakmak (ve tedavi gerektirebilecek tüm problemleri teşhis etmek) daha zorlanır.

  • Artan rahatsızlık:

Aşırı kilo alımı, sırt ağrılarından bacak ağrısına, variköz damarlar, baldır krampları, mide ekşimesi, hemoroitler ve achy eklemlerden bahsetmiyorum bile, tükenmeye neden olabilir veya bunları ağırlaştırabilir. Ve eğer çok fazla kilo işe emanetlerseniz, aynı zamanda deneyimi çok daha zorlaştırabilirler.

  • Yüksek tansiyon:

Hamileliğin ikinci yarısında teşhis edilen gestasyonel hipertansiyona sahip olmak doğum sırasında komplikasyonlara neden olabilir.

  • Preeklampsi:

Preeklampsi, sizin için karaciğer ve böbrek sorunlarına yol açabileceği gibi, intrauterin büyüme kısıtlaması (IUGR), plasental ani durma ve diğer komplikasyonlar riskini de arttırabilir.

  • Gestasyonel diyabet:

Aşırı kiloluluk veya gebelik sırasında fazla kilo almanız sizi gestasyonel diyabet riskine sokar, bu da sizi daha sonra yaşamda tip 2 diyabet teşhisi koyma riskiniz altına sokar.

  • Doğum anomalileri:

Obezite sorunu olan annelerin bebeklerinde kalp problemleri ve nörol tüp kusurları meydana gelebilir.

hamilelikte karın sertleşmesi

Hamilelikte Karın Sertleşmesi

hamilelikte karın sertleşmesi

Hamilelikte karın sertleşmesi ve kasılma gibi sorunlar, gebeliğin son aylarında yaygın olarak yaşanan bir durumdur. Anne adayları çeşitli durumlarda karınlarının şiddetli şekilde sertleştiğini ifade eder. Bu sertleşme bazı annelerde daha hafif, bazı annelerde daha şiddetli olabilir. Özellikle gebeliğin 6. Ayından itibaren, anne adayı karnında zaman zaman sertleşme hissedebilir, ellediğinde karnının tahta gibi sertleştiğini hissedebilir.

Hamilelikte karın sertleşmesi genellikle sakıncalı bir durum değildir. Ancak gün içerisinde sık sık tekrarlıyorsa, erken doğum belirtisi olarak düşünülebilir. Bundan dolayı da hamilelikte karın sertleşmesi sık sık tekrarlıyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Kasılmalar nadir olarak meydana gelse dahi buna eşlik eden lekelenmeler, kanamalar ya da su gelmesi söz konusu ise; bulantı, kusma ya da baş dönmesi ortaya çıkıyorsa, idrar yaparken yanma, ateş yükselmesi gibi sorunlar da varsa, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Doktor muayenesinde elle muayene ve gerekirse NST aleti ile yapılan kontraksiyon (kasılma) ölçümünde bu kasılmaların gerçek bir erken doğum kasılması mı yoksa yalancı doğum sancıları mı olduğu tespit edilebilir.

Hamilelikte karın sertleşmesinin belirtileri nelerdir?

Hamilelikte ortaya çıkan bu karın sertleşmeleri, doğum kasılmalarından ciddi şekilde ayrıdır. Bundan dolayı da anne adayının bu kasılmaları doğum kasılmalarından ayırt etmesi önemlidir.

Karında meydana gelen sertleşmelerin belirtileri ise;

  • Dinlenildiği zaman hafifler ve ortadan kalkarlar
  • Ağrı söz konusu değildir.
  • Vakitsizdirler, düzenleri bulunmamaktadır.
  • Nadiren ortaya çıkarlar
  • Karında sertleşme ve toplaşma hissine yol açar.

Gebeliğin 36. haftasından sonra bebek ve anne için herhangi bir zarar sebep olmayan bu sertleşmeler, daha önceki haftalarda ortaya çıkmaları halinde erken doğum riskine yol açar. Yaşanan bu karın kasılmaları nedeniyle rahim ağzı yumuşar ve bu durum bebeğin erken doğumuna yol açabilir.

Yapılan bilimsel araştırmalar, hem bebek hem de anne fazla hareketliyse, anne karnına çok sıklıkla dokunuyorsa, idrar uzun süre tutuluyorsa, cinsel ilişkiye giriliyorsa ve vücuttaki sıvılar çok azalıyorlarsa kasılmaların daha yoğun ve sık olarak görüldüğü ortaya koyuluyor.

Hamilelikte karın sertleşmesi durumunda yapılacaklar:

İlk olarak anne adayı karın sertleşmesi hissettiğinde, duruş ya da yatış pozisyonunu değiştirmelidir. Hareketli pozisyonda ise dinlenme pozisyonuna geçmeli ve su içmelidir. Ilık duş almak da kasılan vücudu rahatlatabilir.  Bunun dışında doktor önerisi ile kasılmalara karşı etkili olan magnezyum tabletler bu tip durumlarda faydalı olmaktadırlar ancak bu tabletleri tüketmeden önce doktorunuza danışmak oldukça önemlidir. Şayet kasılmalar geçmiyorsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

hamileyken üstüne görme

Hamileyken Üstüne Görme Nedir?

hamileyken üstüne görme

Hamilyeken üstüne görme, toplumumuzda yaşanan ve kadınların endişelenmelerine yol açan bir kanamadır. Hamileyken adet dönemi kesilir. Kadının adet olması, yumurtlama durduğundan söz konusu değildir. Bu sebeple de hamileyken meydana gelen kanamalar, adet kanaması değildir. Bu kanamaların birçok sebebi olabilir. Genellikle yaşanan kanama, döllenmeden sonra embriyonun rahme yerleşme durumundan kaynaklanır. Bu sebeple de hamileyken üstüne görme  olarak adlandırılan kanama, aslında implantasyon kanamasıdır. Adet kanaması, kalınlaşan rahim iç tabakasının bir miktar kanla vücuttan atılması manası taşımaktadır. Rahim iç tabakası her ay yumurtlamadan sonra kalınlaşmaktadır. Eğer döllenme meydana gelmiyorsa bu tabaka, bir miktar kanla vücuttan atılır. Eğer döllenme yani gebelik oluşmuş ise, bu durumda embriyo yani gelecekte bebek olacak hücre, bu alana yerleşir. Bu yerleşme sırasında hafif bir lekelenme meydana gelebilir. Bu kanama adet kanından farklıdır, daha kısa sürede tamamlanır. Fakat bu kanamanın fark edilmemesi ve kadının hamile olmadığını düşünmesi de oldukça yaygındır. Bu durumun olumsuz yanları olabilir. Kadının gebeliği fark etmemesi ve gebeliğe zarar verecek durumlarda bulunması ya da gebeliği sonlandıramaması gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Üstüne adet görmek ile adet kanaması arasındaki fark nedir?

Üstüne adet görme yani implantasyon kanaması,  adet kanaması değildir. Genel olarak, kanamanın  yoğunluğu ve rengi de normal regl döneminde yaşanan kanamadan farklı olmaktadır. Üstüne görme şeklinde tabir edilen kanama, normal adet kanamasından çok daha az ve düzensiz olarak yaşanır. Üstüne görme kanaması, döllenmeyi takip eden 10 gün içerisinde meydana gelebilir.  Bu kanama, her zaman için anne adayı tarafından implantasyon kanaması şeklinde fark edilmeyebilir. Eğer korunmasız cinsel ilişki yaşandıysa ve adet kanaması ilişkiden 15 gün sonra meydana gelmişse adet dönemi geciktiyse mutlaka gebelik testi yapılmalıdır.

Üstüne adet görmenin bebek için zararı nedir?

Embriyo rahim duvarına yerleştikten sonra implantasyon kanaması yani üstüne görme meydana gelebilir. Hamilelik ya da bebek için genellikle herhangi bir zararı bulunmaz. Üstüne adet görmenin meydana getirebileceği en büyük risk: annenin adet olduğunu düşünmesi ve gebeliği daha geç fark etmesidir. Bu süreçte bebek ya da gebelik için zararlı durumlar meydana gelebilir. İstenmeyen gebelikler için ise gebeliği sonlandırma süreci bitebilir.

Hamilelik döneminde üstüne görme belirtileri nelerdir?

Kadının normal adet döngüsünde, 28 günün ardından eğer az bir kanamanız görülmesi durumunda dikkat edilmesi gerekir. Üstüne adet görme yaygın bir durum değildir. Kanama, adet kanamasından farklıdır. Oldukça az bir kanama olup, kısa sürede bitmesi gerekir. Kanama uzun sürüyorsa ve yoğunsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

Hamileyken üstüne görme neden olur?

Hamilelikte değişen durumlar, anne adayında lekelenmeye neden olabilmektedir. Bu nedenler ve değişimler ise:

  • implantasyon –yerleşme kanaması (embriyonun rahme yerleşmesi)
  • düşük tehlikesi ile ortaya çıkan kanamalar,
  • servikal enfeksiyon kanaması,
  • yara ya da lezyona bağlı olarak görülen kanama,
  • plasenta yerleşim durumuna bağlı olarak görülen kanamalar